(1086 S. K. m. 238) (YHGK. 31.01.2001 T. 2000/8-1836 E. 2001/13 K.)
Dava: Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 29.6.2004 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.1.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; çekişmeli taşınmaz evveliyatının yayla olduğu, zilyetlikle kazanılmasının söz konusu edilemeyeceği iddiasıyla tapu iptali ve özel siciline işlenmesi istemine ilişkindir.
Nizalı taşınmazın 1992 yılında Belediye teşkilatı kurulan, 19.1.2002 gününde imar planı kesinleşen Pozantı ilçesi Akçatekir Beldesi Küçüktekir mahallesinde bulunduğu, taşınmazda ve çevresinde yapılaşmalar olduğu, etrafında Beşoluk, Elmalı Boğazı, Nanelik, Topakardıç, Boyun, İladinli, Gedik, Büyük Kır ve Küçük Kır adlarıyla bilinen yaylaların bulunduğu, 950-1200 rakımda olduğu, nizalı yere kuşuçuşu 900 metre mesafede Huzur mahallesinde bulunan 1200-1250 rakımlı bir taşınmazın aynı sebeple dava konusu edildiği ve Hukuk Genel Kurulunun 31.1.2001 tarih, 2000/8-1836 Esas 2001/13 Karar s. ilamı ile yayla kabul edildiği, yapılan yargılama, toplanan deliller, mahallinde yapılan keşif, keşif sonucu verilen bilirkişi raporları ile sabittir. Taraflar arasında bu hususlarda ihtilaf olmadığı gibi mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Nizalı taşınmazın bulunduğu bölge herkesçe bilinen maruf ve meşhur Tekir yaylasıdır Burası ülkemizin en büyük yaylalarından biri olup davalı taşınmazın bağlı bulunduğu belde ile birlikte az yukarda sayılan bütün yaylalarla beraber bir bütünü oluşturmaktadır. Bütünün içerisindeki bir bölümün değişik isimle anılması ona farklı işlem yapılmasını gerektirmez. Bütünün tabi olduğu uygulama onun içerisinde geçerlidir. Yayla olan yerin sakinleri tarafından amacının dışında yazlık evler yapılarak yaygın yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet verilmesi, bağlı bulunduğu belde de Belediye teşkilatı kurulması, hizmet binalarının yapılması, imarın geçerek kesinleşmesi, kısa veya uzun süreli özel mülkiyete dönüştürülerek kullanılıyor olması-az yukarıdaki hukuki düzenlemeler kapsamında-taşınmazın öncesinin kadim yayla olma gerçeğini ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu Kararı sonucu yayla olduğu kabul edilen yerle çekişmeli taşınmaz arasında farklı işlem yapılmasını gerektiren fazla bir mesafe ve rakım farkı da bulunmamaktadır.
HUMK. nun 238/2. maddesine göre Maruf ve Meşhur olan hususlar münazaalı sayılmaz. Davalı taşınmazın bulunduğu Tekir Yaylası yalnızca bölge halkı tarafından bilinen bir yer değil herkesin bildiği tanıdığı yurt genelinde maruf olan bir yerdir. Öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken sonradan yaygın bir yapılaşma sonucu yerleşme alanı haline getirilen bu yerin Çukurova'ya nazaran daha serin olmasından ötürü niteliğinin değiştirilerek yazlık yapı olarak kullanılması taşınmazın yayla olma özelliğini kaybettirmez. Bilinen bu gerçekler karşısında davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 29.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy