(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 31.8.2005 tarihinde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.9.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgisinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya sair hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu sebeple de bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, sair bir ifadeyle mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Bu saptama yapılırken de;
a- Düzeltilecek tapu kaydı bütün dayanakları ile birlikte getirtilmeli,
b- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak biçimde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmeli,
c- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
d- İstek konusunda tanık dinlenmeli,
e- Bütün bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar, varsa tesbit bilirkişileri de keşif yapılarak taşınmaz mahallinde dinlenmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, Siirt Kurtalan ilçesi Oyacık köyü 390, 226, 213, 763 ve 688 parsel s. taşınmazların babası Sait Salim adına tapuda kayıtlı olduğunu, Sait Salim'in baba adının Musa olduğu durumda tapuya Yusuf olarak yanlış yazıldığını, yanlış yazılan ismin düzeltilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlarla ilgili tapulama tutanakları tapu kayıtları celp edilmiş, C.Savcılığı araştırılması yaptırılmış, 12.9.2005 günlü oturumda davacıya atfedilen, ancak imzası ile onaylanmayan beyanında, dedesinin adının Yusuf olduğu, C.Savcılığı araştırmasına verilen cevapta Musa oğlu Sait Salim isimli bir kişinin yaşamadığı, Yusuf oğlu Sait Salim isimli şahsında 1986 yılında vefat ettiği bildirilmiş, mahkemece de yanlışlığın tapu kaydında değil, nüfus kaydında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa dosyada bulunan nüfus kayıt örneğinde davacı Abdurrahim Salim'in babasının Sati Salim, dedesinin de Musa oğlu Sait Sait olduğu ve 1986 yılında öldüğü açıkça görülmektedir. Nüfus kayıt tablosundaki bu bilgi ile C.Savcılığınca yapılan araştırmaya verilen 6.9.2005 günlü cevap içeriği çelişmektedir. Sair taraftan, davacının duruşmada ifade ettiği beyan da zuhule müstenit olduğu açıktır. Çünkü, aksi durumda dava açmaması gerekirdi bu ifadesi, dava dilekçesi ters düşmektedir. Az yukarda açıklanan ilkeler ışığında kesin bir kanıya varabilmek için, davacıdan tanıkları olup olmadığı, varsa dinlenmeleri, dava dilekçesindeki talebi ile duruşmadaki beyanı davacıya açıklattırılıp, aile nüfus tablosu ile C.Savcılığı araştırması arasındaki çelişki giderildikten sonra oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 22.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy