(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.8.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dair verilen 29.6.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı; 24 parsel numaralı taşınmazı yararına 25 parsel numaralı davalıya ait taşınmazdan kurulan geçit hakkından yararlanmasına davalının engel olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin dava konusu yere ilişkin davacı aleyhine elatmanın önlenmesi davası açtığını, davanın kabul edildiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğu, buna rağmen davalının elatmasının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme önceki kararında, davalının dava konusu yerden davacının geçişini engelleyecek müdahalesinin bulunmadığından bahisle davayı red etmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm, davalı tarafından açılan men'i müdahale davası ve eldeki davaya verilen cevapla çekişmeli yerle ilgili taraflar arasında bir muarazanın bulunduğunun anlaşıldığı, müdahalenin olmadığı savunmasının yerinde görülmediği, bu nedenle mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak işin esasına girilmiş, davacının geçit hakkına davalının müdahalede bulunduğu sonucuna varılarak dava kabul edilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükmü karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde Hukuk Yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK. nun 237 maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için,
1- Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2- Dava sebebinin, yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3- Ve davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
Somut olayda, taraflar arasında aynı konuda Burdur 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/682 Esas 2003/330 Karar sayılı dava görülmüştür. O dava da 25 parsel numaralı taşınmaz maliki B. Büyükkaya 24 parsel numaralı taşınmaz maliki G. Kalabalık ve diğer iki komşu parsel malikine karşı elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Eldeki davada ise, bu kez davalı G. Kalabalık aynı yerden davacı B.Büyükkaya'nın müdahalesinin men'ini istemiştir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, tarafları ve hukuki sebebi aynı olan her iki davada, müdahalenin men'i istenen yer de aynı yer olup, ilk davada taraflar arasındaki uyuşmazlık G. Kalabalık'ın müdahalesinin men'ine şeklinde hükmen çözüme ulaştırılmıştır.
Mahkemece, davanın kesin hükmün varlığı nedeniyle reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 11.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy