(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.04.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.03.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının mutlak geçit ihtiyacı üçüncü seçenek olarak ortaya konan 358 ve 3174 parsel sayılı taşınmaz üzerinden karşılanarak hüküm altına alınmış, kararı 3174 parsel malikleri temyiz etmiştir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta 3174 parsel sayılı taşınmazın 11.976 m2 diğer davalıya ait 3106 parselin ise 23.669 m2 yüzölçümünde olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla geçit yükümlülüğüne 3106 parselin yüzölçümü daha uygundur. Mahkemece kabul edilen seçeneğe göre geçit bedeli 3.907.297.000 TL, şayet geçit 3174 ve 3106 parsellerin ortak sınırından kurulursa 4.152.150.000 TL'dir. Aradaki farkın geçit ihtiyacı içinde olan davacıyı olumsuz etkileyeceği düşünülemez. 3106 parselin batı sınırında kısmen çam ağaçlarının bulunması ve buranın tel örgü ile çevrilmiş olması bu parselden geçit kurulmasına engel olarak kabul edilemez. Çünkü, az yukarıda sözü edildiği üzere geçit hakkı özünü komşuluk hukukundan aldığından fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca davacı parselinin geçit ihtiyacına 3106 parsel de katlanmalıdır.
Böyle olunca; mahkemece geçidin ikinci seçenek olarak belirlenen 3174 ve 3106 parsellerin ortak sınırından kurulması gerekir.
Ancak, dava 05.04.2004 tarihinde açılmıştır. Geçit bedeli ise, bu tarih itibariyle 10.09.2004 tarihinde yapılan keşifte saptanmıştır. Görülüyor ki; dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerine etki yapabilecek uzunca bir süre geçmiştir. Daha önce hesaplanan bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde mülkiyet hakkı kısıtlanan geçitle yükümlü taşınmaz maliklerinin daha fazla mağduriyetlerine neden olunacağından mahkemece yeniden keşif yapılarak, keşif bedeli saptanmalı davacıya bulunacak bu bedel depo ettirilerek istem bu şekilde hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek özellikle komşular arasındaki fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi dışına çıkılarak geçidin salt 3174 parselden kurulmuş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy