(4721 S. K. m. 693, 725, 737)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 7.10.2004 tarihinde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve kal, karşı davada taşkın inşaat sebebiyle temliken tescil istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşması sonunda; müdahalenin önlenmesi talebinin kabulüne, kal talebinin reddine, Medeni Yasanın 725. maddesine dayalı karşı davanın reddine dair verilen 7.9.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacılar Zehra ve Elif vekili ve davalı karşı davacı Ali Aktaş vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, karşı dava ise taşkın yapı sebebiyle temliken tescil istemleriyle açılmıştır.
Mahkemece meni müdahale davasının kabulüne kal ile temliken tescil istemlerinin reddine karar verilmiş, hükümü taraflar temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bütün dosya içeriğine özellikle arz üzerine sonradan yapılan merdivenin bina niteliği taşımamasına, bu inşaatı kendi malzemesiyle sonradan yapan kişinin de iyiniyetli kabulüne olanak bulunmadığına göre karşı davacı Ali Aktaş'ın bütün temyiz istemleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davacılar, Elif ve Zehra'nın temyiz itirazlarına gelince;
Dava dilekçesinde ve sonradan yapılan açıklamalarda, davacılar, davalı Ali Aktaş'ın merdiven yaparak 16 m2 yüzölçümündeki yerlerine elattığını, merdivenden akan kar ve yağmur sularının kendilerine ilişkin binaya zarar verdiğini, davalının komşuluk hukukuna aykırı davrandığını iddia etmiştir.
Davacılar ile davalı ve dava dışı şahıs (47) parsel s. taşınmazda müşterek paydaştır. Kural olarak paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş buna engel olan sair paydaşın elatmasının önlenmesini isteyebilir. Veya paydaşlar arasında fiili kullanmayı belirleyen ve paydaşların tümünün çekişmesiz kabul ettikleri imzalarını taşıyan taksime ait bir sözleşme varsa bu sözleşmede öngörülenin dışında kullanımın varlığına dayanarak elatmanın giderilmesi dava edilebilir.
Somut olayda yanların paylaşım biçimini belirleyen bir sözleşmeleri yoktur. Krokiden de her paydaşın çekişmeli yerde birbirinden az veya çok bir arz parçası kullanmakta olduğu görülmektedir. Bu yüzden burada açılan paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı bulunmadığı gibi yine paydaşlar arasında yararlanma kullanma ve korumayı düzenleyen Türk Medeni Yasasının 693. maddesinin de arazinin kullanım biçimine göre uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Yerleşik Yargıtay İçtihatlarında ve bilimsel görüşlerde kabul edildiği üzere payından az yerden yararlandığını ileri süren paydaşın sorununun elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayan taksim veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davası açılması suretiyle çözülmesi gerekir.
Ancak; davada paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi istemi dışında ikinci kademede komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi de talep edilmiştir. Gerçekten, komşu hakkı başlıklı ve taşınmazda kullanım biçimini düzenleyen Türk Medeni Yasasının 737. maddesi gereğince herkesin taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken komşularını olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınması gerekir. Bu hükümle, Türk Medeni Yasasının 683. maddesiyle taşınmaz malikinin kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine kanuni sınırlama getirilmiş, az önce sözü edilen 737. maddenin II. fıkrası komşu taşınmaz malikinin yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan aşırı kullanmasını yasaklamıştır.
Bu durumda, mahkemece; yerinde yeniden keşif yapılarak davalı Ali Aktaş'ın paylı mülkiyet rejimine tabi ve paydaşı olduğu taşınmazda tasarruf yetkisini aşırı kullanıp kullanmadığı belirlenmeli, sonradan yaptırdığı merdiven ile komşusu olan davacılara yerel adete göre kendilerine ve taşınmazlarına zarar verip vermediğini açığa kavuşturulmalı imar mevzuatına aykırılıktan dolayı işlem yapılmışsa evrakları idare merciden getirtilmeli ve bundan da yararlanılmalı taşkın kullanmanın varlığı saptanırsa ve bu kullanımın merdivenin yıkımı suretiyle giderilebileceği anlaşılırsa buna hüküm kurulmalıdır. Bu yönler üzerinde durulmadan davanın yazılı biçimde kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç. Temyiz edilen kararın, yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin harcın iadesine, 20.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy