(4721 S. K. m. 683, 730, 737) (1086 S. K. m. 275, 388, 389)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 9.3.2005 tarihinde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.11.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukuna dayalı muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Mülkiyet hakkı sahibinin yetkilerini düzenleyen Türk Medeni Yasanın 683. maddesine anılan kanunun komşu hakkı başlıklı 737 maddesi ile sınırlama getirilmiş ve bu hükümle taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerin kullanılması sırasında komşuları olumsuz etkileyecek taşkın kullanma menedilmiştir. Taşkın kullanmadan amaç komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan komşunun kendisi ve ailesiyle taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanması için de taşınmazın bulunduğu yere, kullanma amacına, niteliğine ve mahalli örf ve adetlere bakmak gerekir. Kuşkusuz bu gibi uyuşmazlıklarda keşif suretiyle yapılacak inceleme uzman olan bilirkişiden alınacak bilirkişi oy ve görüşü önemli bir delildir. Taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkiler kullanılırken komşular olumsuz biçimde etkilenmişse zarara uğrayanlar bunun tazminini eski halin yeniden tesisini talep edebileceği gibi, zarar tehlikesi varsa bunun da önlenmesini isteyebilir.
Türk Medeni Yasasının 730. maddesi mülkiyet hakkı sınırlarını aşarak başkalarına zarar veren veya zarar tehlikesi yaratan taşınmaz malikinin sorumluluğunu düzenlemiştir. Buradaki malikin sorumluluğu yasaların emrettiği özen gösterme borcunun ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluktur. Çünkü kanun maliki taşınmazını aşırı kullanıp başkasına zarar vermesini yasaklamıştır. Orta yerde aşırı kullanımın varlığı ve bir zarar unsuru bulunmakta ayrıca zararla aşırı kullanım arasında illiyet bağı kurulmakta ise taşınmaz malikini zarardan sorumlu tutmak ve aşırı kullanımın önüne geçmek gerekir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde;
Davacı, komşu parsel maliki olan davalının beton merdiven yaparak maddi zarar vermesi sebebiyle mevcut merdivenin yıkılarak oluşan zararın (aşırı kullanımın) önlenmesini istemiştir.
Mahkemece yerinde keşif yapılmış, bilirkişiden 16.9.2005 günlü rapor alınmıştır. Bilirkişice düzenlenen bu raporda (2) numaralı parsel üzerinde yapılan merdivenin yıkanmasından veya yağmur sularının birikmesinden ötürü sıva kabarması meydana geleceği, davacıya ilişkin duvardaki rutubetlenmenin önlenmesi için merdiven altındaki açık tuğlalar da dahi binaların çimento esasi yalıtım harcı ile sıvanarak tamir edilmesi gerektiği ayrıca duvar ve taban birleşim yeri olan köşelerin aynı harçla doldurulup, daha sonra da silikon esaslı dış ceple boyası kullanılarak dış ve iç duvarların boyanması icap edeceği bildirilmiştir.
Görülüyor ki, bu raporla davalı parsel malikinin aşırı kullanması (hukuka aykırılık), davacının zarara uğradığı gerekçesi ve aşırı kullanma ile zarar arasındaki illiyet bağı ve ortaya çıkan zararın nasıl giderileceği kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmıştır. HUMK. nun 275. maddesi uyarınca bilirkişinin özel ve teknik konulardaki oy ve görüşü mahkemeyi bağlar. O durumda mahkemece davalının zararlı davranışının nasıl giderileceğine ait bilirkişi görüşünden yararlanılarak zararın giderim şekli ve taraf yükümlülükleri hüküm yerinde HUMK. nun 388. ve 389. maddeleri doğrultusunda açıkça gösterilmek suretiyle istek hüküm altına alınmalıdır. Değinilen tüm bu yönler bir yana bırakılarak ve mevcut çekişme mahkeme önüne getirilmişken davacının somut olaya uymayan bazı gerekçelerle reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 07.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy