(4721 S. K. m. 747, 748) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.07.2005 tarihinde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.05.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Fatma Küçük vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanun'un 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ait davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit sebebiyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için ön görülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm gününe yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Yasanın 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ait davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince;
Davacılar, kendilerine ilişkin 1488, 1503, 1504 ve 1505 parsel s. taşınmazların ana yola çıkışları bulunmadığından davalılara ilişkin 1487, 1486 ve 1485 parsel s. taşınmazlar arasında geçit hakkı kurulması isteminde bulunmuşlardır.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü 1486 ve 1487 parsellerin maliki davalı Fatma Küçük temyiz etmiştir.
Mahkemenin kabulüne göre, davacılara ilişkin 1504 parsel s. taşınmazın ana yola çıkışı sağlanmış, davacıların sair parselleri arasında bir dava bulunmadığı halde, hüküm de gösterilen parsellere göre geçit yerinin bağlantısı kurulmuştur. Geçidin kesintisiz olarak kurulması ilkesine göre mahkemece davacı tarafa makul süre verilerek davacılara ilişkin parseller arasında akdi geçit hakkı kurulması sağlandıktan sonra geçit hakkı ile ilgili hüküm verilmesi gerekirken davacılar arasında geçit hakkı varmışcasına bağlantı kurulması suretiyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
Geçit hakkı davalarında davacıların sübjektif arzularına göre değil, objektif kurallara göre geçit yeri saptanmalıdır. Mahkemece, üç ayrı alternatif üzerinde durulmuş, 1505 parsel s. taşınmazın doğusundan geçen kuru derenin yol olarak kullanılıp kullanılamayacağı araştırılmadığı gibi, 1488 parsel s. taşınmazın batısında bulunan yola çıkışla ilgili seçenekler üzerinde durulmamış, ayrıca davalı Fatma Küçük'e ilişkin bir tüm halinde bahçe olarak kullanılan 1486 ve 1487 parseller arasından geçit hakkı verilerek sözü edilen taşınmazların kullanım bütünlüğü de bozulmuştur. Kuru derenin yol olarak kullanılması olanaklı değilse 1487 parsel s. taşınmazın doğusundaki dere sınırından genel yola çıkış seçeneği de değerlendirilmemiştir. Az yukarda açıklanan ilkeler ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davacılara ilişkin taşınmazların ana yola ulaşabilecekleri bütün alternatifler incelenerek, olumlu ve olumsuz yönleri araştırılmak suretiyle saptanacak en uygun güzergahtan geçit hakkı kurulması yerine açıklanan bütün bu hususlar gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; geçit yeri bedelinin hükümden önce depo ettirilmemesi ve davanın niteliği gereği yargılama masrafları vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılması gereken davalılara yükletilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 18.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy