(818 S. K. m. 44, 98, 101, 106)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.3.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın tazminat yönünden kabulüne, tapu iptali tescilin reddine dair verilen 12.12.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 20.12.1994 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı emsal nitelikteki bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise ifa ile sonuçlanmayan sözleşme bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığından davacının ancak makul düzeyde tazminat isteyebileceğini savunmuştur.
Mahkemece mülkiyet aktarımına ilişkin davacı istemi reddedilmiş, satışa konu bağımsız bölüme emsal teşkil edebilecek dava tarihindeki rayice 65.000,00 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Yanlar arasında biçimine uygun düzenlenen 20.12.1994 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde satışa konu bağımsız bölümün 31.12.1995 tarihinde teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Borçlar Kanununun 101.maddesi hükmünce taraflar borcun ifa edileceği günü ittifak ederek tayin etmişse mücerret bu günün dolması ile borçlu mütemerrit (direngen) olur. Alacaklının bundan sonra Borçlar Kanununun 106.maddesindeki seçeneklerden birini kullanması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta dava borçlunun 31.12.1995 tarihinde direngen hale gelmesine rağmen uzunca bir süre geçtikten sonra 8.3.2004 tarihinde açılmıştır. Görülüyor ki, davacı davayı geç açmakla borçlunun zararının artmasına neden olmuştur. Alacaklı kendi kusurunun sonuçlarından yararlanamayacağından (BK.m.98/son, 44) isteyebileceği zarar ve ziyan ittifakla kararlaştırılan teslim tarihi olan 31.12.1995 gününe dava açması için gereken makul sürenin ilavesi sonunda bulunacak tarihteki emsal bağımsız bölümün rayiç değeridir. O yüzden bilirkişilerden yapılan açıklamalar doğrultusunda ek rapor alınmalı, sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönün gözetilmemesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.10.2007 tarihide oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy