(4721 S. K. m. 706)
Dava: Davacı-karşı davalı vekili tarafından, davalı-k.davacı aleyhine 12.10.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil ve karşı dava olarak satış vaadi sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulü, karşı davanın reddine dair verilen 21.11.2006 günlü hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davacı-karşı davalı ......... ile davalı-karşı davacı arsa maliki ......... arasında 20.02.2002 tarihinde yapılan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi hükümlerine göre arsa malikine kalan 10 m2 dükkanın 09.04.2003 tarihli biçimine uygun satış vaadi sözleşmesi ile kendine satıldığından tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili, ikinci kademe istek ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin tazminine ilişkindir.
Davalı-karşı davacı, satış vaadi sözleşmesi yapılırken hataya düşülerek sözleşmenin yapıldığını beyanla, satış vaadi sözleşmesinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 26 nolu bağımsız bölümde 36/158 arsa payının davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tesciline, mahkeme veznesine davacı tarafça depo edilen 4000 YTL. satış bedelinin davalıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından sözleşmenin iptalinin reddi ve hükmedilen tazminat miktarının az olduğu, davacı vekili ise bedelsiz tescile karar verilmesi gerektiği yönünden temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının-karşı davacının temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava konusu edilen taşınmazın satış vaadi sözleşmesi hükümlerine göre 1000 YTL. bedelle satıldığı, satış bedelinin peşin ödendiği anlaşılmaktadır.
Satış vaadi sözleşmesinden önce yapıldığı anlaşılan tarihsiz adi yazılı sözleşme ise usulüne uygun yapılmadığından, taşınmaz mülkiyetini nakleden geçerli bir sözleşme değildir. Tarafların daha sonra yaptıkları biçimine uygun satış vaadi sözleşmesi ile belirlenen bedel sözleşmenin şartlarına uygun olarak kararlaştırıp davacı tarafça ödenmiştir. Böylece, resmi sözleşme ile yapılan satışın geçersizliğinin iddia edilmesi halinde iddianın ancak, aynı değerde başka bir yazılı belge ile ispatı gerekeceğinden ve davacıya teklif edilen yeminin davacı tarafından ifa edilmiş olması karşısında, davalı tarafça ispat edilemeyen ilave 4.000 YTL satış bedelinin depo edilmesi için süre verilerek hükümde bu miktarın davalıya ödenmesine karar verilmiş olması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 05.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)