(4721 S. K. m. 702, 713) (743 S. K. m. 581) (YHGK 16.02.2005 T. 2005/8-22 E. 2005/64 K.)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2004 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi eski hale getirme olmadığı takdirde taşınmazın rayiç bedelinin tahsili birleştirilen davada 18.11.2005 tarihinde verilen dilekçe ile de tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan mahkeme sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 30.05.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar-davacılar Cemile Tor VD. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.05.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar-davacılar vekili Av. E.G. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, murisleri M.K.H. adına kayıtlı bulunan 2 parsel numaralı taşınmaz üzerine bina inşa etmek suretiyle el atan davalıların müdahalelerinin önlenmesi, taşınmazın eski hale getirilmesi, mümkün olmadığı takdirde de taşınmazın rayiç bedelinin faizi ile birlikte tahsili isteğinde bulunmuşlardır. Birleştirilen davada ise davacılar, tapu malikinin 1974 yılında öldüğünü, dava konusu taşınmazın otuz yılı aşkın süredir kullanımlarında olduğunu, T.M.K. nun 713/2. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmiş olduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi kal, birleştirilen dava ise T.M.K.nun 713/2. maddesi uyarınca açılan tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, hükmü davalılar-davacılar temyiz etmiştir.
Dava konusu 36933 ada 2 parsel sayılı taşınmaz tapuda davacıların murisi M.K.H. ile dava dışı S.K. adına paylı olarak kayıtlıdır. Mirasçılık belgesine göre M.K. 1.1.1974 yılında ölmüş olup mirasçıları A., V. ve dava dışı M.N.H.'dır. Buna göre M.K.'nın terekesi elbirliği mülkiyeti halindedir. Burada hemen belirtilmelidir ki; elbirliği halinde mülkiyet yasa veya yasanın kabul ettiği sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bir mala veya hakka birlikte malik olma durumunu ifade eder. Elbirliği mülkiyeti ortaklarının tüzel kişiliği yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak elbirliği ortaklarının tümüne aittir. Bu özelliğinden dolayı da elbirliği halinde mülkiyette ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Her ne kadar Türk Medeni Kanunu'nun 702/2. maddesinde kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oy birliği ile karar verme şartı aranmışsa da son fıkrada ortakların her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır. Hükmü getirilmiştir. Bu hükmün 743 sayılı Medeni Kanunun 581. maddesinden farklı olarak düzenlenmesindeki neden kuşkusuz eski yasa yürürlüğünde ortaya çıkan bazı güçlükleri gidermektedir. Böyle olunca olağan hakların korunması veya oybirliği ile karar vermeyi gerektiren nedenlerin ne olduğu bunlar arasındaki ayrımın sonuçlan üzerinde durulması gerekecektir.
Olağan koruma eylemleri onarımlar, mahsullerin toplanması, bozulacak olanların satılması acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemin yerine getirilmesi ile istihkak, elatmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan taleplerdir. Bunlarla ilgili olmak üzere elbirliği ortaklarından her biri bağımsız olarak dava hakkını kullanabilir. Fakat, Türk Medeni Kanununun 702/2, maddesinde aranan ortakların oybirliği şartı hiç şüphesiz terekeye ait bir hakkın tasarruf işlemleridir. Bu halde mülkiyet değişikliği söz konusu olacağından ortaklar oybirliği ile karar vermelidir. (HGK 16.02.2005 tarih 2005/8-22-2005/64 sayılı karar)
Somut olayda; dava, kayıt maliklerinden M.K.'nın mirasçılarından A. ve V. tarafından açılmış olup davada elatmanın önlenmesi ile birlikte yıkım isteği de bulunduğundan davanın elbirliği ortaklarından sadece ikisi tarafından açılıp sürdürülmesi ve diğer paydaşın da davada yer almamış olması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece resen gözetilmesi gereken taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hüküm bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davalılar- davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 500.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacılar-davalılardan alınarak davalılar-davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine 01.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy