(818 S. K. m. 22, 213) (4721 S. K. m. 706, 716) (743 S. K. m. 634, 642) (1512 S. K. m. 89) (1086 S. K. m. 290, 295)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.12.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.10.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 06.01.1988 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıya murisinden intikal eden 1677 ada 82 (imar ile 23314 ada 5-6 ve 23308 ada 2) parsel sayılı taşınmaz hissesini satın aldığını, bedelini tamamen ödediğini ve taşınmazın zilyetliğini devraldığını belirterek, satın aldığı 64000/3768832 payın tapusunun iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, sözleşmede belirtilen bedelin ödenmediğini, aradaki akrabalık ilişkisine güvenerek sözleşmeye itiraz etmediğini, hile ile sözleşme gerçekleştirildiğinden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesindeki satış bedelinin davacı tarafından davalıya ödenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 (önceki Medeni Kanun 634) ve Noterlik Kanununun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davacı, biçimine uygun olarak Noter önünde düzenlenmiş satış vaadi sözleşmesi uyarınca kendi edimini tam olarak yerine getirdiğini, taşınmazın bedelini tamamen ödediğini belirterek satın aldığı taşınmaz payının adına tescilini istemektedir. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanan tescil isteminin hüküm altına alınabilmesi için sözleşmede kararlaştırılan bedel ödenmiş olmalıdır. 06.01.1988 tarihli satış vaadi sözleşmesinden davalının satış bedelini nakden ve tamamen aldığı anlaşılmaktadır. HUMK. nun 295/1. maddesi gereğince yetkili memurların usulünce düzenleyip onadıkları belgeler aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliğinde olup, yine aynı yasanın 290. maddesi uyarınca senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı savunma olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ancak senet ile ispat edilebilir. Dava konusu olayda, satış vaadi sözleşmesinde yer alan satış bedelinin tamamen ödendiğine ilişkin hükmün aksi davalı tarafından yukarıda sözü edilen yönteme uygun kanıtlanmamıştır.
Mahkemece, işin esası incelenerek karar verilmesi gerekirken, yeri olmadığı halde dinlenen tanık beyanları esas alınarak davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy