(1086 S. K. m. 290)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.10.2001 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.04.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.03.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. İ.Hakkı Gülhan ile karşı taraftan davacı vekili Av. Turan Özer geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait 2675 parsel sayılı taşınmazın 60/100 payını noterde biçimine uygun düzenlenen 28.9.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını taşınmazın ifraz ve tevhit edildiğini, ifraz ve tevhitler sonucu oluşan 5868 parsel sayılı taşınmazın adına tescilini, bu istemin kabul edilmemesi halinde ise 5868 parsel sayılı taşınmazın 60/100 payının tescili ile eksik tescil edilen kısmın dava tarihindeki bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı, 2675 parsel sayılı taşınmazdaki hissesinin %60'ını satış vaadi sözleşmesi ile davacıya sattıktan sonra davacının talep ve kabulü ile ifraz ve tevhit işlemleri yapıldığını, ifraz sonucu oluşan parsellerden 5871 parsel sayılı taşınmazın her ne kadar tapuda davacıya satışı yapılmış gibi gösterilmiş ise de, satış vaadi sözleşmesi uyarınca bedelsiz olarak devredildiğini bu nedenle ifraz ve tevhit sonucu oluşan 5868 parsel sayılı taşınmazdaki %60 payının davacı adına tescil edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 5868 parsel sayılı taşınmazın 9173.44 metrekarelik kısmına isabet eden payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Noterde biçimine uygun olarak 28.9.1998 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile davalı Selahattin Tamer, 2675 parsel sayılı taşınmazın 60/100 payını davacı Recai Yılmaz'a satmayı vaat etmiş ve bedelini almıştır.
Satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte Selahattin Tamer 2675 parsel sayılı taşınmazda 808/864 pay sahibi iken, sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra üçüncü kişilere ait payları da satın almış ve taşınmazın tamamının maliki olmuştur. 21.11.2000 tarihinde taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılmış ve bu uygulama neticesinde 2675 parsel sayılı taşınmazdan 5862 ila 5868 parsel sayılı yedi adet imar parseli oluşmuştur. Bu parsellerden 5863 ila 5867 parsel sayılı taşınmazlar 22.12.2000 tarihinde tevhit edilmiş ve tevhit sonucu oluşan 5871 parsel sayılı taşınmaz ise 22.12.2000 tarihinde davalı Selahattin Tamer tarafından davacı Recai Yılmaz'a satılmıştır.
Davalı Selahattin Tamer tevhit sonucu oluşan 5871 parsel sayılı taşınmazı satış vaadi sözleşmesi nedeniyle bedelsiz olarak davacıya devrettiğini savunmuş ise de; Hukuk Usulü Muhakemelerinin 290. maddesi uyarınca senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı savunma olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ancak senet ile ispat edilebileceğinden bu savunmasına itibar edilemez.
Davalı Selahattin Tamer satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği 28.9.1998 tarihinde 2675 parsel sayılı taşınmazın 808/864 payının sahibi olduğundan satış vaadi sözleşmesi ile bu payının %60'ının satışını vaad ettiğinin kabulü gerekir. Mahkemece, 2765 parsel sayılı taşınmazın tamamının %60'ının satışının vaad edildiği kabul edilerek, davalı adına kayıtlı ve imar ve tevhit sonucu oluşan 5868 parsel sayılı taşınmazın 9173.44 metrekarelik kısmına isabet eden payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi bu nedenle doğru değildir.
Tüm bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere davacı 2675 parsel sayılı taşınmazdaki 808/864 payın %60'ının satışını 28.9.1998 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile vaad ettiğinden 22.5.2006 tarihli ek bilirkişi raporunda da hesaplandığı gibi imar ve tevhit sonucu oluşan davalıya ait 5868 parsel sayılı taşınmazın 8632.31 metrekarelik alana isabet eden payın iptali ile davacı adına tescili gerekir.
Mahkemece bu yönler bir kenara bırakılarak yazılı gerekçe ile yukarıda yazılı paydan daha fazla miktarda payın iptaline karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 20.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy