(818 S. K. m. 70)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.03.2006 tarihinde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dosya davacısı ise elatmanın önlenmesi ve tahliye istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, birleşen dosyadaki istemin kabulüne dair verilen 07.03.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 07.11.1995 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Birleştirilen davada mülkiyet hakkına dayalı olarak H blok 13 numaralı taşınmaza yersiz elatmanın önlenmesi talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, davacı Ayşe isteğini H blok 13 numaralı bağımsız bölüme hasrettiğinden sözü edilen bağımsız bölüm ise daha önce satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı Özgür'e onun da 02.11.2004 gününde tapuda satışı suretiyle birleştirilen davanın davacısı Hatun Çiçek'e satıldığından, satış vaadi sözleşmesine dayalı asıl davanın reddine, mülkiyet hakkına dayalı birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü asıl davanın davacısı Ayşe Ç. ile birleştirilen davanın davacısı İbrahim Ç. temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bütün dosya içeriğine göre birleştirilen davanın davacısı İbrahim Ç.'nin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı davanın davacısı Ayşe Ç.'nin temyiz itirazlarına gelince;
07.11.1995 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun düzenlenmiştir. Bu sözleşmede, satış vaadi borçlusu Bülent Ongun dava dışı kooperatif tarafından yapılmakta olan ve arsa payı devri karşılığı sözleşme gereğince mülkiyeti kendisine bırakılacak meskenlerden kendisine isabet edecek bir adedini davacı vaad alacaklısı Ayşe Ç.'ye satış vaadinde bulunmuştur.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin ifa ile sonuçlandığı, yapılan paylaşımda arsa sahiplerine bırakılması kararlaştırılan H, G ve J bloklardaki kat irtifakı kurulan bağımsız bölümlerden H bloktaki 5, 13 ve 19 numaralı bağımsız bölümler ile G bloktaki 9, 12 ve 13 ve J bloktaki 11 numaralı bağımsız bölümlerin vaad borçlusu Bülent Olgun'a isabet ettiği anlaşılmaktadır. Bunlardan H. bloktaki 13 ve G bloktaki 12 numaralı bağımsız bölümler dava dışı Özgür'e, 11.04.1994 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle satılmış, ferağa icbar suretiyle tescil davası sonucu da bu kişi adına mülkiyet aktarıldıktan sonra H blok 13 numaralı bağımsız bölümü mülkiyet hakkı sahibi birleşen davanın davacısına 02.11.2004 gününde tapuda satmıştır. Birleştirilen davadaki istemin dayanağı bu biçimde kazanılan mülkiyet hakkıdır.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle ileride esas sözleşme yapılması, sair bir deyişle satım akdi icrası kararlaştırıldığından satış vaadi sözleşmesinin ileride yapılacak taşınmaz satış sözleşmesinin esaslı unsurlarını ihtiva etmesi gerekir. Doğru olanı satış vaadi sözleşmesine ileride satışı yapılacak taşınmazın tapu kütüğünde kayıtlı olduğu yerin, kayıt tarihinin, ada ve parsel numarasının yazılması, şayet çapa bağlı bir taşınmazdan muayyen bir bölümün satışı vaat olunuyorsa bunun çap üzerinde metrekaresi belirtilerek işaretlenip sözleşmeye eklenmesidir. Sözleşmede satışı vaat edilen taşınmazla ilgili yeterli açıklık yoksa sözleşmenin ifa kabiliyeti olmayacağından bu gibi sözleşmeler geçerli sayılmaz. Zira, sözleşme konusunun belirli olması unsuru da taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerliğinde aranan temel unsurlardandır.
Somut olayda; her ne kadar satış vaadi sözleşmesine konu bağımsız bölümün yapılacak inşaattaki konumu yazılmamış ise de, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca arsa sahiplerine bırakılması kararlaştırılan yerler belli olduğundan, nitekim daha sonra da kat irtifakı kurularak davalılar miras bırakanı adına tescil edildiğinden, satış vaadi sözleşmesinin konusu belirlenebilir niteliktedir. Ancak, sözleşmeyle seçimdeki yetki vaad borçlusuna bırakılmıştır. Gerçekten; Borçlar Yasasının 70. maddesi hükmünce de borç muayyen olmayan bir şeye taalluk etmekte ise bunun seçimi borçluya aittir. Fakat borçlu orta vasıftan aşağı bir vasıftaki şeyi veremez. Seçimlik yetki gerek sözleşme, gerekse kanun hükmü uyarınca vaad borçlusuna ilişkin olduğundan davacının davasını H. Blok 13 numaralı bağımsız bölüme hasretmesinin önemi yoktur. Çünkü, vaad alacaklısı davacının dava konusu üzerinde tasarruf yetkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece yapılması gereken iş, davalılara 07.11.1995 tarihli sözleşme uyarınca seçimlik yetkilerini kullandırmak ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı davacı istemi hakkında sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır. Değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 28.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy