(818 S. K. m. 22, 96) (4721 S. K. m. 688, 689) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.08.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının talebinin kabulüne, müdahilin talebinin reddine dair verilen 13.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili ve müdahil vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı vekilinin 22.08.2007 tarihli dilekçesindeki istemi dikkate alınarak davalılardan Sami Parmaksız'ın maliki bulunduğu 548,74 m2 yüzölçümündeki 4592 ada 7 parsel sayılı taşımazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davacının diğer talepleri ile müdahil Emel Dai'nin talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalılar ve müdahil temyiz etmiştir.
Dayanılan 20.05.1985 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin vaad alacaklısı davacı, vaad borçluları ise Mehmet, Lebibe, Ahmet ve Sani Parmaksız'dır. Bu sözleşmede vaad borçluları olan Lebibe 902/97760, Ahmet, Sani ve Mehmet 395'er/97760 hisse olmak üzere toplam 2087/97760 hisseyi bakiye hisse uhdelerinde kalmak koşuluyla 556/97760 payı Yüksel Uzel'e, 498/97760 payı Ümit Balkan'a, 550/97760 payı Ahmet Eray Özkara'ya, 483/97760 payı ise davacı Mehmet Kemal Özkara'ya satış vaadinde bulunmuştur.
Görülüyor ki; davacı sadece satış vaadi borçlularından olan Sani'den değil, bunun dışında 483/97760 paya tamamlanacak şekilde Lebibe, Ahmet ve Mehmet'den de pay satın almıştır. Davacı vaad alacaklısının satın aldığı pay tüm vaad borçlularına ait taşınmazlardaki hisselerde aranmalıdır. Bu bakımdan mahkemece 20.05.1985 günlü satış vaadi sözleşmesinin tek vaad borçlusu davalılardan Sani Parmaksız gibi bu kişiye ait payın iptali ile davacı adına tescili doğru olmamıştır. Kaldı ki; davacıya satış vaadinde bulunulan taşınmazın yüzölçümü 483 m2 ibaret iken, HUMK.nun 74. maddesi hilafına talebin de aşılması suretiyle 548,74 m2 taşınmaz tescili yanlıştır.
Diğer taraftan; dosya kapsamından satış vaadi sözleşmesine konu 372 parselin imar uygulaması sonucu 4591 ada 9, 4592 ada 11, 5, 6, 7, 8, 4593 ada 11 ve 9, 4600 ada 2 parsellere gittiği bu parsellerde davalı vaad borçluları Lebibe, Ahmet ve Sani'ye ait paylar bulunduğu, anılan parsellerin bir kısmının ise müstakilen Mehmet dışındaki davalıların malik olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; satış vaadi borçlularından Mehmet taşınmazlardaki bütün hissesini tapuda üçüncü kişilere temlik ettiğinden ve sözleşmenin davalı Mehmet Parmaksız yönünden aynen ifası olanaklı bulunmadığından, davacı, davalı Mehmet'e karşı ancak Borçlar Kanununun 96. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunabileceğinden;
Dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacıya kadastro parselinden 483 m2 yer satıldığı düşünülmek suretiyle bundan imar adasındaki uygulanan DOP payı da düşülerek, diğer davalılar Lebibe, Ahmet ve Sani'nin satış vaadinde bulunduğu pay oranları da dikkate alınarak bu davalıların tapuyla malik olduğu az yukarıda sözü edilen bütün parsellerden davacının hak kazandığı hisse oranını bulmak, bulunacak bu hisse oranına göre davacı adına tescili gereken payı, paylı mülkiyet rejimine tabi olacak şekilde tescil etmek olmalıdır.
Mahkemece tüm bu yönler bir yana bırakılarak satış vaadinde bulunan sadece davalılardan Sani imiş gibi ona ait payın, üstelik talepte aşılmak suretiyle iptali ve davacı adına yazılı olduğu şekilde tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy