(5737 S. K. m. 3, 18)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.03.2005 tarihinde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.10.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 332 parsel sayılı taşınmazın kaydında yer alan Şifahiye Medresesi Vakfı şerhinin gayri sahih vakfa ilişkin olması sebebiyle silinmesini istemişlerdir.
Mahkeme, davanın 10 senelik hakdüşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu gerekçesiyle reddine karar vermiş, hükümü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 332 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti dayanak tapu kaydına göre 1962 yılında yapılmış ve tespite itiraz edilmesi sonucu 09.07.1974 gününde kesinleşmiştir. Tapulama tutanağının beyanlar hanesinde Evkaftan Mazbut Şifahiye Medresesi şerhi yazılı bulunmaktadır. Burada öncelikle belirtilmelidir ki; tapulama tutanağında vakıf şerhinin bulunduğu bu gibi durumlarda vakıf şerhinin terkini için 10 senelik süreye bakılmaksızın dava açılabilir. Başka bir anlatımla, tapu maliklerinin açtığı bu nitelikteki vakıf şerhinin terkini istemli davalarda hakdüşürücü süre uygulanmaz.
Bu tür davalarda vakıf türünün saptanması ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli parsellerde vakfın bir hakkı kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin, vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin duraksamaya yer bırakmadan saptanması gerekmektedir.
Somut olayda, dosya üzerinden iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Ancak;
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumları ayrı ayrı olacağından konumları keşfen saptanıp haritasına işaret ettirilerek bu taşınmazların kadim köy ya da kasaba içerisindeki mülk toprak nevinden veya miri arazi niteliğinde bir yer olup olmadığı belirlenmeden yalnızca dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesine bağlı kalınarak bir sonuca ulaşılamaz. Zira uygulama aynı vakfiye kapsamındaki bir kısım yerlerin sahih, bir kısım yerlerin ise gayrisahih kabilinden vakıf olabileceğini ortaya koymuştur.
Böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş; rapor düzenleyen bilirkişinin katılımı ve dava konusu taşınmazın yerini haritaya işaretleyecek harita mühendisi bilirkişi de bulundurularak keşif yapmalı ve bu keşifte taşınmazın kadim köy yada kasaba içerisinde mülk toprak nevinden olup olmadığını kuşkuya yer bırakmadan belirlemek, vakfın türü hakkında ancak bundan sonra bir sonuca varmak olmalıdır. Değinilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın davanın yazılı sebeple reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 01.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy