(818 S. K. m. 81, 101)
Dava: Davacı-K.davalı vekili tarafından, davalı-k.davacılar aleyhine 21.11.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, birleşen dosyada sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl dava ve birleşen davanın reddine dair verilen 28.3.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı (k.davalı), davalı (k.davacı) vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Birleştirilen davada satış vaadi borçlusu 27.08.1996 günlü biçimine uygun düzenlenen sözleşmenin iptalini istemiştir.
Mahkemece her iki davada reddedilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1- 27.08.1996 günlü biçimine uygun düzenlenen sözleşme hüküm ve sonuç meydana getirir. Sözleşme ile kazanılan şahsi hakkın yerine getirilmemesi halinde vaat alacaklısının hükmen tescil isteme olanağı vardır.
Sözleşmede satımı vaat olunan 85 ada 10 parsel sayılı 601.95 metrekare yüzölçümündeki bahçeli ahşap kargir betonarme 3 evden ibaret yerdeki zemin katın tamamı ve kömürlüğüdür. Satış bedelinin 850 milyon lira olarak kararlaştırıldığı, bunun 300 milyon liralık bölümünün 27.9.1996 kalan 550 milyon liralık kısmının ise 30.1.1997 tarihinden itibaren her ay 50 milyon lira olmak üzere 11 ay zarfında ödeneceği görülmektedir.
Davanın açıldığı 21.11.2005 tarihine kadar birleştirilen davanın davacısı tarafından taksitlerin ödenmesinde temerrüde düşüldüğünden bahisle vaat alacaklısına herhangi bir ihtar gönderilmemiştir. Vaat borçlusu Borçlar Kanununun 101. maddesine dayanarak vaat alacaklısını temerrüde düşürüp Yasanın 106. maddesindeki seçimlik hakkını akdin feshi doğrultusunda kullanmadığı sürece 27.08.1996 günlü taşınmaz mal satış vaadine ilişkin sözleşme ayakta duracağından buna dayanılarak ferağa icbar yolu ile tescil talebinde bulunulabilir.
Ne var ki; somut uyuşmazlıkta vaat borçlusu kararlaştırılan satış bedelinden halen alacaklı olduğunu ileri sürmekte tescil talebinde bulunan vaat alacaklısı ise borcun tümüyle ödendiğini savunmaktadır. Taraflar arasında ödeme konusu çekişmeli olduğundan mahkemece öncelikle bu yön üzerinde durularak taraflar isticvap olunmalı, ödemelerdeki uyuşmazlık konusu miktar açığa kavuşturulmalı, satış vaadi alacaklısının dayandığı fotokopi olarak dosyaya sunulan önlü arkalı iki sayfadaki ödeme tutarları ve imzalar vaat alacaklısına sorulmalı, bütün bunlara rağmen kanıtlanmayan bir miktar ödeme kalırsa Borçlar Kanununun 81. maddesi hükmünce vaat alacaklısına depo ettirilmelidir.
Davalılardan ölünceye kadar bakım borçlusu A. İleri diğer davalı H. İleri'nin eşi olduğundan konumu gereği iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumdaki kişi olması nedeniyle kötü niyetini ayrıca karşı tarafça ispatı gerekmediğinden hukuki durumunun da buna göre değerlendirilmesi gerekir. Ancak;
Dava konusu taşınmaz tapuda bahçeli ahşap kargir betonarme 3 ev niteliği ile kayıtlıdır. 27.8.1996 günlü sözleşmede satımı vaat olunan bu tapudaki 3 katlı betonarme evin zemin katı ve kömürlüğünden ibarettir. Çekişmeli taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulmadığından 601.95 metrekare yüzölçümündeki taşınmazda satış vaadi alacaklısına tescili gereken arsa payıdır. Bu nedenle de mahkemece yerinde keşif yapılarak sözleşme konusu satışı vaat edilen zemin kat ve kömürlüğe karşılık gelecek arsa payı bilirkişiye yöntemince hesaplattırılmalı, bulunacak bu pay vaat alacaklısı adına tescil olunmalıdır.
Mahkemece tüm bu yönler bir yana bırakılarak somut olaya uygun düşmeyen bazı Yargıtay Kararlarından söz edilmek suretiyle davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamıştır.
2- Yukarıdaki bozma nedenine göre vaat borçlusunun sözleşmenin iptali istemi ile açtığı reddolunan davanın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2.bent gereği sözleşmenin iptali istemli davayla ilgili temyiz itirazlarına şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy