(2004 S. K. m. 72)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.03.2002 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.07.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.09.2006 günü için duruşma yapıldıktan sonra görülen eksiklik nedeniyle dosya yerel mahkemesine geri çevrilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra yeniden Dairemize gönderilmiş olmakla dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine dayalı menfi tespit ve ipoteğin terkini istemiyle açılmıştır.
Mahkemece istem hüküm altına alınmış, kararı davalılar temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek halen mevcut veya ileride doğması olası bir alacağı teminat altına alır.
Somut olayda her ne kadar 27.04.1998 günlü resmi senette ipoteğin davacı U. Kebabçı'nın davalılardan Ş. Orhan Özer'den alınan 25.000.00 YTL ödünce karşılık kurulduğu yazılı ise de, tarafların ipoteğin davalılardan K. Tahıl Ürünleri Limitet Şirketi ile dava dışı S. Mısır İrmiği Limitet şirketi arasındaki hububat satımı nedeniyle davalı K. Tahıl Ürünleri Limitet Şirketi'nin alacağını teminat altına almak kastıyla kurulduğu hususunda çekişmeleri yoktur. Gerek resmi senede, gerekse hükümleri tarafların kabulünde olan Protokol başlıklı 21.04.1998 tarihli sözleşmeye bakıldığında, ipoteğin sözleşmeden sonraki tarihlerde davalı K. Tahıl Ürünleri Limitet Şirketi'nin dava dışı S. Mısır İrmiği Limitet Şirketi'ne yapacağı mısır karşılığı satıştan alacağını teminat altına aldığı görülmektedir. Bu nedenle mahkemece 17.07.2003 günlü bilirkişi raporunda belirlenen yöntemle 25.04.1998 tarihinden sonraki ilişkilerden kaynaklanan davalı şirket alacağının hesaplattırılmasında bir yanılgı yoktur. Ancak;
21.04.1998 tarihli sözleşmenin 6 ve 8. madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirkete, dava dışı şirketin yapacağı ödemelerin Türk Lirası veya Amerikan Doları para birimiyle yapılabileceği, eğer Türk Lirası olarak ödeme yapılmışsa, sözleşmede yazılı Türk bankalarından herhangi birisinin Amerikan Dolarına uyguladığı masraflar dahil, satış fiyatından Türk Lirasının Amerikan Dolarına çevrileceğinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, yine 8. maddede dava dışı şirketin, davalı şirketten aldığı ürün bedelini nasıl ödeyeceği de kurala bağlanmıştır. Bilirkişi raporunun sözleşmenin özellikle 8. madde hükmünün değerlendirilerek düzenlenmesi zorunludur.
Bilirkişinin 17.07.2003 günlü raporundaki hesaplama yöntemine özellikle kur farkı alacağı doğduğunu ileri süren davalı 30.10.2003 tarihli dilekçesiyle nedenlerini göstermek suretiyle itiraz etmiştir. Mahkemece davalının rapora karşı itiraz nedenleri gözetilerek bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle bu itirazların karşılanması gerekirken, hüküm gerekçesinde hangi nedenle itirazların yersiz bulunduğu izah edilmeksizin eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy