(818 S. K. m. 22, 125, 128)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.09.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 05.09.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece istem, on yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle red edilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 22. maddesi hükmünce biçimine uygun düzenlenen satış vaadi sözleşmeleri mülkiyet devir borcu yüklenen vaad borçlusunun edimini yerine getirmemesi halinde vaad alacaklısına hükmen borcun yerine getirilmesini talep yetkisi tanır.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için yasa özel bir zamanaşımı süresi belirlemediğinden, mahkemece doğru olarak saptandığı üzere, burada Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ne var ki, burada önemli olan on yıllık zamanaşımı süresinin ne zaman başlayacağının saptanmasıdır (BK m. 128). Somut olayda; sözleşmenin yapıldığı 12.07.1974 tarihinde satışa konu 127 parsel kaydında mülkiyet intikalinin Toprak ve Tarım Reformu Uygulaması açısından geçersiz sayılacağı kısıtlaması bulunduğundan, kısıtlama kayıtta kaldığı sürece sözleşmenin ifa olanağı yoktur. Bu kısıtlama imar uygulaması sonucu 27.12.2002 tarihinde kaldırılmıştır. Başka bir anlatımla, satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bu tarihte doğduğundan on yıllık zamanaşımı süresi 27.12.2002 tarihinde başlar. Dava ise, bu tarihten önce açıldığından orta yerde zamanaşımı gerçekleşmemiştir.
Mahkemece, açıklanan durum gözden kaçırılarak zamanaşımının sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığı yapılış tarihinden başlatılarak çekişmenin esası incelenmesi yerine yazılı gerekçelerle zamanaşımının varlığından söz edilerek reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 29.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy