(3402 S. K. m. 19) (4721 S. K. m. 1026)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapunun beyanlar hanesindeki kaydın iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.09.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 18.01.2006 günlü sözleşmeye dayalı 375 ada 1 parselin beyanlar hanesinde geçen kargir evin 1/2 hissesinin satış sebebiyle terkine ve davacı adına yazımı istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, işlemin tapu sicil müdürlüğü tarafından yapılması gerektiği ve idari bir dava sonucu uyuşmazlığın giderilebileceği nedeni ile dava red edilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
18.01.2006 günlü sözleşmenin konusu 375 ada 1 parsel sayısında kayıtlı taşınmazın beyanlar hanesindeki kargir evdeki Dede Aydın'a ait 1/2 hissenin tamamının davacıya temlikine ilişkindir.
Gerçekten, 375 ada 1 parselin tapu kütüğü beyanlar hanesinde kargir evin 1/2 hissesi Hüseyin oğlu Dede Aydına aittir şerhi bulunmaktadır. Bu şerhin taşınmaz kaydına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesine dayanılarak evin taşınmaz malikinden başka bir kimseye ait olması nedeniyle konulduğu kuşkusuzdur.
Uygulamada kısaca muhtesat şerhi olarak bilinen bu tür işlemlerle genellikle, hak sahibi kişinin durumunun üçüncü kişilere duyurulması veya bildirilmesi amaçlanır. Muhtesat şerhine konu haklar binanın yıkılması veya yanması gibi bazı sebeplerin ortaya çıkması ile sona erer. Bu tür haklar yeniden kurulamayacağı gibi yapı sahibinin hakkın doğduğu sıradaki muhtesatı yıkarak yeniden bir yapı yapması olanağı da yoktur. Şayet, muhtesat söylendiği şekildeki bir nedenle yok olmuşsa Türk Medeni Kanununun 1026. maddesi uyarınca hakkın yok olması ile şerh hukuki değerini yitireceğinden yüklü taşınmaz malikinin talebi üzerine terkin edilebilir.
Somut olaydaki yapıya ait şerh, tıpkı bir taşınmaz mal gibi el değiştirebileceğinden satışa veya satış vaadine konu teşkil edebilir. O nedenle uyuşmazlığın mahkemede giderilmesi gerekirken, Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ve devamı maddeleri hilafına sorunun idari yargı yerinde giderileceğinden söz edilerek davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy