(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.5.2005 gününde verilen dilekçe ile muris ile tapu kayıt malikinin aynı kişi olduğunun tespiti ve isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.10.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 6 parsel sayılı taşınmaz kayıt maliki İzzet oğlu Münirin Kadıköy Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 18.9.2000 tarihli ve 359/808 sayılı kararı ile tapu kaydında adının Münir İzzet olarak düzeltildiğini, malikin soyadının Buğra olduğunu ileri sürerek tapu kaydında soyadı düzeltilmesi ve Münir İzzet ile Münir İzzet Buğranın aynı kişi olduğunun tespiti isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile, 6 parsel sayılı taşınmaz maliki Münir ile Münir İzzet Buğranın aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kayıt malikinin tespiti ve tapu kaydında isim düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bunun içinde kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğunun tespiti zorunludur.
Eldeki davada davacı, dava konusu taşınmazın kayıt malikinin kendisi olduğunun tespiti ve kayıttaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesini istemiştir. Ancak, eda davası ile birlikte bağımsız bir tespit davasının dinlenebilmesi için diğer genel dava şartları dışında özellikle davacıların bu hukuki münasebetin mevcut olmadığının hemen tespitini talep etmekte hukuki bir yararları bulunmalıdır. Çünkü her davada aranması gereken hukuki yarar, tespit davalarında önemini öncelikle gösterir. Gerçekten, bir hukuki münasebetin mevcut olması keyfiyeti davacıya başlı başına tespit davası açma yetkisi vermez. Somut olayda olduğu gibi davacı aynı zamanda eda hükmünü içeren bir talepte bulunmuşsa davacının durumun ayrıca tespiti isteminde bulunmalarında hukuki bir yararı olmalıdır. Zira davacının tapu kaydındaki malik isminin düzeltilmesi biçiminde mahkeme önüne getirdiği eda hükmüne dair talebinin içinde ilk önce o edanın dayandığı hak veya hukuki münasebetin tespit edilmesi talebi de vardır. Böyle olunca, davacıların tespite dair istemlerinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
Açıklanan tüm bu olgular karşısında, mahkemece yapılacak iş, kayıt maliki ile isminin düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olduğunun tespitinden sonra, tapu kaydındaki ad, baba adı ve soyadının nüfus bilgileri ile uyumlu hale getirmek olması gerekirken, eda davasının içinde görülmesi zorunlu tespit hükmü kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy