(1086 S. K. m. 73) (2709 S. K. m. 36) (4721 S. K. m. 683, 756)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.04.2005 tarihinde verilen dilekçe ile irtifak hakkına dayalı müdahalenin men'i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.10.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, irtifak hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen dava dilekçesinin, duruşma tarih ve saatini belirtir davetiye ile birlikte davalının dava dilekçesinde belirtilen adresine tebliğe çıkartılması gerekirken, dosyada davalıya çağrı yapıldığına ait herhangi bir belge bulunmamaktadır. HUMK.'nun 73. maddesi uyarınca kanunun gösterdiği istisnalar haricinde mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Aksi takdirde, T.C. Anayasası'nın 36/1. maddesinde tanımlanan savunma hakkı kısıtlanmış olur.
Yargılamanın tarafların huzuru ile yürütülmesi genel ilke olmakla birlikte; hukuk yargılamasında, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi, ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip, karar verilmesine usul hükümlerinin olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve kanuna uygun şekilde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlevleri sebebiyle tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu sebeple Tebligat Hukuku ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Yasası ve Tebligat Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Adı geçen yasa ve tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Bu sebeple de yasa ve tüzük hükümlerinin harfiyen uygulanması zorunludur.
Somut olayda; davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan ve usulünce taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek sonuca gidilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istem halinde yatırana iadesine, 18.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy