(4342 S. K. m. 5, 9)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.11.2006 tarihinde verilen dilekçe ile İl Mera Komisyon kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.1.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, mera komisyonunun 2.11.2005 gün 385 numaralı kararının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Mahkemece mera komisyon çalışmaları 4342 s. Mera Yasasının ilgili maddelerindeki yönteme uygun yapılmadığından kanunun 7, 8, 9 ve 13. maddelerindeki biçim koşullarına uygun karar alınmak üzere bütün bilgi ve belgelerin mera komisyonuna iadesine karar verilmiştir.
Hükmü davacı Hazine temyiz etmiştir.
Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus 4342 s. Mera Kanununda mahkemelere şekli denetim yetkisi verilmediği, mera komisyonu kararlarının yargı yerinde çekişmenin esası yönünden incelenebileceği sorunudur. Kaldı ki, mahkeme bir yandan mera komisyonunun şekil yöntemine uygun karar almadığını vurgularken bunun gerekçelerini karar yerinde göstermemiştir.
Çekişmenin esasına ait temyiz itirazlarına gelince;
Uyuşmazlık konusu 103/111, 103/107 ve 106/49 parsel s. taşınmazlar 2.11.2005 gün ve 385 numaralı mera komisyonu kararı ile mera kaynakları arasına alınarak davalı Gökçedere Köyü Tüzel Kişiliği adına tahsis edilmiştir. İptali istenen mera komisyonu kararı budur. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anılan parsellerin tapuda arsa vasfı ile Hazinenin özel mülkü olarak kayıtlı bulunduğu, kayıtların iptali hakkında bir dava açılmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten, 4342 s. Mera Yasasının 5. maddesi hükmünce o maddede sıralanan taşınmazların ve bu arada "Devletin hüküm ve tasarrufunda veya hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüd sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanabileceği anlaşılan yerlerin" komisyonca tesbit edilecek ihtiyaca göre mera kaynakları arasına alınması ve ilgili köy veya belediyelere tahsis edilmesi olanaklıdır. Ancak Kanunun 9. maddesine 4916 s. kanunla eklenen hüküm gereği belediye veya mücavir alanları sınırları içinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altında veya hazinenin özel mülkiyetindeki arazilerin mera olarak tesbit ve tahdit çalışmalarından önce Maliye Bakanlığından izin alınması zorunludur. Kanunun öngördüğü bu izin sağlanmadan kayıtta hazinenin özel mülkü olarak tescil edilmiş bir taşınmazın veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yerin mera kaynakları arasına alınması mümkün değildir.
O yüzden mahkemece, teknik ekip çalışmaları sırasında mera kaynakları arasında gösterilmesi gerektiği belirlenen dava konusu taşınmazın etüd çalışmalarından önce mera kapsamı içine alınması için Maliye Bakanlığından izin alınıp alınmadığı sorulup saptanmalı, alınacak yanıta uygun bir karar verilmelidir. Değinilen bu husus bir yana bırakılarak, orta yerde mahkeme önüne getirilmiş bir uyuşmazlık bulunduğu düşünülmeden uyuşmazlığa son verecek nihai bir hüküm kurulması yerine uyuşmazlığı çözümsüz bırakacak biçimde yazılı olduğu biçimde karar kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 03.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy