(4342 S. K. m. Geç. m. 3)
Dava: Davacı Ferizli Mal Müdürlüğü temsilcisi tarafından, davalı M. S. aleyhine 27.6.2003 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali-mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.5.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar
Davacı Hazine, davalıya ilişkin 3647 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapunun iptali ile söz konusu yerin mera olarak sınırlandırılması isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu 3647 parsel sayılı taşınmazın öncesi dava dışı Ferizli Köyü Tüzel Kişiliğinin merası olan 2752 parsel sayılı taşınmazdan gelmektedir. Davalı bu taşınmazı tapuda 02.08.2001 gününde satış suretiyle edinmiştir. Dosya kapsamından taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapıldığı imar planlarının 25.05.1979 gününde kabul edilip Bakanlık onayının 1980 gününde yapıldığı ve dava konusu yerin üzerinde bina bulunduğu görülmektedir.
4342 sayılı Mera Yasasının geçici 3. maddesinde 5334 sayılı Kanunla değişiklik yapılmış ve bu değişiklikle hazine adına tescili gereken, 1.1.2003 gününden önce kesinleşen İmar Planları içinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescillerinin bedel talep edilmeksizin aynen devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; Dava konusu taşınmazlar önce Ferizli Köyü Tüzel Kişiliğine ilişkin mera iken, Ferizli Belediyesinin 22.08.1984 tarih ve 40 sayılı Encümen kararı ile tarla vasfıyla Belediye adına kayıt edildiği, bir kısmının Belediye üzerinde kaldığı bir kısmının ise dava konusu parselde de olduğu gibi satılarak el değiştirdiği, davalının dava konusu 3647 parseli 02.02.2001 gününde satın aldığı anlaşılmaktadır. Davalı, kanunun geçici 3. maddesinin 2.fıkrasında sözü edilen adına doğrudan tescil yapılan gerçek ya da tüzel hukuk kişisi olmadığından hazineye bir bedel ödemesi gerekmez. Hazinenin belediyeden isteyemeyeceği bir bedeli taşınmazı bedel ödeyerek satın alan davalıdan talep etmesi de düşünülemez. Bu bakımdan, mahkemenin davalının dava konusu parsel ile ilgili olarak ödeme yapmadığından bahisle davacının davasını kabul etmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu sebeplerle davanın reddi yerine yazılı bazı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının yatırana iadesine, 03.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy