(4721 S. K. m. 683) (743 S. K. m. 618) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.09.2006 tarihinde verilen dilekçe ile dut ağaçlarının dal ve köklerinin verdiği zararın giderilerek müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.02.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı S. T. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme davayı reddetmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Medeni Yasanın 683. (önceki Medeni Yasanın 618.) maddesi Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. hükmü ile malikin mülkiyet hakkının kanuni sınırlar içerisinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Yasanın taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen Komşu hakkı bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir.
Burada esaslı unsur, zarar görmedir. Mahkemece, davalı taşınmazındaki bitkilerin gölge yaparak ya da köklerin geçmesi nedeniyle, davacı taşınmazında verim kaybının olup olmadığı saptanmalıdır. Zararın varlığının saptanması halinde ise, uzman bilirkişiler aracılığı ile hangi ağaçların (bitkilerin) zarar verdiği, bunların kökünden ya da dalları kesilerek mi zararın giderileceği saptanarak, zararın giderim şekli hükümde açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda;
Yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 18.12.2006 tarihli ziraat teknisyeni bilirkişi raporunda davalıya ilişkin taşınmazda bulunan özellikle dut ağacı yoğunluklu ağaç kümesinin sınırdan 2,5-3 metre mesafesi bulunmadığı davacıya ilişkin parselde yetişecek zirai ürüne gölge yapmak suretiyle zarar meydana gelebileceğini ifade etmiştir. Bilirkişinin bu anlatımı mutlak zarar unsurunu göstermez. İlerideki zararın kaldırılması için de peşin dava açılması olanağı yoktur. O durumda mahkemece yerinde yeniden ziraat mühendisi bilirkişi bulundurularak keşif yapılmalı, davalı parselindeki ağaçların davacı parselinde bulunan zirai ürünlere zarar verip vermediği zarar unsuru gerçekleşirse bunun giderilmesi yönteminin ne olduğu saptanmalı alınacak rapor doğrultusunda yukarıdan beri ortaya konan ilkeler sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Bilirkişinin yetersiz raporuna bağlı kalınarak eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu biçimde reddi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istem halinde yatırana iadesine, 07.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy