(1086 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 702)
Dava ve Karar: Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.07.2006 tarihinde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.01.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava tapu kaydında isim düzeltilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya sair hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu sebeple de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, sair bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ait bulunduğundan HUMK.nun 13. maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 gününde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Yasasının 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan tüm ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava sebebiyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı bütün dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak biçimde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstek konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Bütün bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de kanuni hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Eldeki davada davacı 39 adet taşınmazda paydaş F. D.'nın kayıtlarda F. mirasçıları biçiminde geçtiğini belirterek kaydın H. Kızı F. D. olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece nüfus kayıtları incelenmiş, taşınmazların bir kısmının kadastro tespit tutanakları getirtilmiş, Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile araştırma yapılmış ve taşınmaz başında yapılan keşifte tanıklar dinlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak kadastro tespit tutanaklarının edinme sütunları incelendiğinde taşınmazlardan bir kısmının A.'in kayınvalidesi F., bir kısmının A. Kızı F. G., bir kısmının da Hacı A. oğlu A. Karısı F. olarak gösterilen kişinin malik olduğu mirasçılarının tespit edilemediği gerekçesiyle F. mirasçıları adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu tespitler birden fazla F.'nın bulunduğu kuşkusu yaratmaktadır. Tapu kaydında isim düzeltilmesi davalarının en önemli özelliği isim düzeltme yoluyla mülkiyet nakline sebebiyet verilmemesi gerektiğidir. Hal böyle olunca; mahkemece taşınmazların tamamının bütün dayanakları ile kadastro tespit tutanaklarının incelenmeli tutanaklardaki F.'ların aynı kişi olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptanmalı ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Bütün bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 15.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy