(4721 S. K. m. 2, 3, 706) (818 S. K. m. 22, 213, 390)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.8.2006 tarihinde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.11.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı İ. Ö. vs. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, biçimine uygun düzenlenen 28.07.1992 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, kararı davalılar temyiz etmiştir.
Dayanılan 28.7.1992 tarihli satış vaadi sözleşmesinin konusu davalıların miras bırakanı G. Z.'ın murisi babası Ş.A.'tan intikal eden Türkobası köyündeki 740 ve 339 parsellerdeki hisse ile Esenler köyündeki 336 parsel ile Polatlı 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/479 esas s. dosyasında dava konusu taşınmazlardaki hissenin satışıdır. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesini davalıların miras bırakanı G.Z.'a vekaleten İ. Y. imzalamıştır. Davalılar miras bırakanı G. Z.'ın İ.Y.'a verdiği 10.07.1992 tarihli düzenleme vekaletnamede ise; vekilin yetkileri ...bana bilimum murislerimden ve murisi evvellerimden sair vereseler meyanında ırsen ve teselsülen ve veraseten intikali icap eden Ankara ile Polatlı ilçesi Türkobası Köyü hudutları dahilinde kain bilumum gayrimenkuller ile Sincan ilçesi Esenler köyü hudutları dahilinde kain gayrimenkullerin evvelemirde veraset ilamındaki hisselerim nisbetinde intikalen tescillerini yaptırmaya iştirak halindeki mülkiyeti çözdürmeye ve ayrıca sair mirasçılarla birlikte bana da irsen ve teselsülen intikal iktiza eden Türkobası Esenler köyü dahilindeki ...... miras hak ve hissemin tamamını veya bir kısmını dilediğine, dilediği bedel ve şartlarla toptan veya hisse yani parça parça olarak satmaya.... Satış vaadi sözleşmelerinin tanzime... biçiminde gösterilmiş ve sınırlandırılmıştır.
Dosyada yer alan dava konusu 728 ve 737 parsellerin tapu kaydı incelenmesinden ise anılan taşınmazların ne Türkobası hudutları dahilinde ve ne de Sincan ilçesinin Esenler köyü hudutları içerisinde olmadığı Malıköy köyünde tapuda kayıtlı olduğu görülmektedir.
Borçlar Yasasının temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümleri uyarınca vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranma yükümlülüğünden doğar.
Borçlar Kanunu'nda sadakat ve özen borcu vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu olarak benimsenmiş ve kanunun 390. maddesinde vekilin müvekkiline karşı vekaletini iyiniyetle ifa ile mükellef olduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve gerçek iradesine uygun hareket etmek onu zararlandırıcı her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Yasanın 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa vekil ile yapılan sözleşme vekil edeni bağlar ve geçerlidir. Bu gibi durumlarda vekil vekalet görevini kötüye kullanmış olsa dahi bu sorun vekil ile vekalet eden arasında nihayet bir iç sorun olarak kalır.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya durumun özelliği icabı bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması Medeni Yasanın 2. maddesinde yazılı dürüst davranma kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilir.
Bu açıklamalardan sonra tekrar somut olaya dönüldüğünde;
Yukarıda sözü edildiği üzere, sözleşme vaat borçlusunun vekili olan İ. Y. ile davacı arasındadır. Vekil vaat alacaklısı olan davacının damadıdır. Tarafların bu yakın ilişkileri sebebiyle hem davacının hem de vaat borçlusu davalının vekili olarak sözleşmeyi imzalayan İ.Y.'un davalılar miras bırakanı G. Z.'ın Polatlı ilçesi Malıköy'de bulunan 728 ve 737 parsellerin satış vaadinde bulunma iradesi olmadığını bilmesi gerekir. Buna rağmen davalılar miras bırakanı gerçek iradesi dışına çıkılarak vekaletnamedeki yetkinin aşılması suretiyle dayanılan satış vaadi sözleşmesinin yapılmış olması vaat borçlusunun gerçek iradesini yansıtmadığından davalıları bağlamaz.
Kaldı ki, yine vekaletnamede vekile Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/479 esasında dava konusu olan Malıköy'de bulunan çekişmeli 728 ve 737 parsellerin satışı konusunda vekile yetki de verilmiş değildir.
Bütün bu açıklamalar mahkemece göz ardı edilerek orta yerde davalıları bağlayacak satış sözleşmesi varmış gibi davanın kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 15.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy