(1086 S. K. m. 363)
Dava ve Karar: Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.12.2005 tarihinde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.10.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı taşınmazı ile davalı taşınmazı arasında yol bulunmaktadır. Davacı yolun karşı tarafta bulunan duvarına davalının elattığını ileri sürmektedir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıklar davalının elattığı hususunda görgüye dayalı beyanda bulunmamışlardır. Hatta geçen araçlar tarafından duvara çarpılması neticesi duvarda hasar meydana geldiğini davalının elatmasının olmadığını söylemişlerdir. Böylece davacı tarafından davalının dava konusu edilen duvara fiilen elatıldığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 14.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy