(818 S. K. m. 213) (1086 S. K. m. 388, 389, 440)
Dava: Taraflar arasındaki noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarda tarih ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 7.12.2006 tarih ve 2006/11675-14630 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içerisinde davalı M. S. tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 12.05.1994 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiş, karar Dairemizce onanmış, davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
12.05.1994 tarihli biçimine uygun düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin konusu 392 ada 51 parsel numaralı taşınmaz üzerinde yapılan orta bloktaki zemin kat 6 numaralı bağımsız bölümdür. Yapının kat irtifakı kurulmadığından talep ancak, arsa payının tescili biçiminde hüküm altına alınabilir. 6 numaralı bağımsız bölüm arsa payının hesaplanması işinin ise özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi sebebiyle bilirkişi görüşüne başvurularak çözümünde zorunluluk vardır.
Diğer taraftan, HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri hükümleri uyarınca verilen kararların infaz olanağı bulunmalı, hüküm sonradan ve özellikle infaz sırasında yanlar arasında yeni bazı çekişmelere neden olmamalıdır. Mahkemece 111612/116716 davalı payından bilirkişinin arsa payı olarak bulduğu 81.70 metrekare oranına karşılık davalı tapu kaydının iptaline biçiminde kurulan hükmün yetkili mercii olan Tapu Sicil Müdürlüğünde infaz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
O yüzden mahkemece, yetkili merci olan Belediyede yapıya ilişkin işlem dosyasından yararlanılarak ve yerinde keşifte yapılarak konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna yapının kanuni haline göre kat irtifakı kurulacakmış gibi 6 numaralı bağımsız bölüme isabet edecek arsa payı hesaplattırılmalı, davalının mevcut arsa payından bu orandaki arsa payı iptal edilerek 6 numaralı bağımsız bölüme ilinti kurulmak suretiyle davacı adına tescil olunmalı, istek bu biçimde hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece açıklanan ilkeler bir yana bırakılarak infazı olanaksız şekilde karar kurulması doğru değildir. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiği yapılan incelemede anlaşıldığından davalının karar düzeltme istemi yerindedir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile onamaya ait Dairemizin 07.12.2006 gün 2006/11675-14630 s. ilamının KALDIRILMASINA, temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 07.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy