(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 299)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.10.2006 tarihinde verilen dilekçe ile müdahalenin meni ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.12.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve oluşan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Mahkemece aktif dava ehliyetinin yokluğu sebebiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Yasasının 683. maddesi hükmünce bir şeye malik olan kimse o eşya üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine de sahiptir. Sair taraftan, malik malını haksız olarak elinde bulunduran kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisini kısıtlayan herkese karşı her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteyebilir. Yasadaki haksız elatma tabirinden maksat eşyaya üzerinde eylemli veya sözlü olarak muaraza çıkarılmasıdır.
Somut olayda; davacı, maliki olduğu taşınmazlara davalı şirketin boru döşeyerek, vana yerleştirerek, meyve ağaçlarını keserek ziraat yapmasına engel olduğunu ileri sürdüğüne göre davadaki hasım eylemli davranışlarıyla mülkiyet hakkının kullanılmasına engel olduğu iddia edilen davalıdır. Davalı şirketin dava dışı işverenle eser sözleşmesi ilişkisi olması HUMK.nun 299. maddesince davacı mülkiyet hakkı sahibini bağlamayacağından, o sözleşme hükümlerine gönderme yapılarak davalı hakkındaki dava aktif dava ehliyeti yokluğu sebebiyle reddolunamaz.
Mahkemece çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle davanın reddedilmesi bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 17.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy