(4721 S. K. m. 683, 713) (6831 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 265)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.4.2003 tarihinde verilen dilekçe ile yola müdahalenin men'i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.11.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, özel yola elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece istem kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde kırmızı ile boyanan ve davacının yol olarak kullandığı saptanan taşınmaz bölümüne davalı elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden taşınmazın bulunduğu sahanın önceleri orman sınırları içersinde kaldığı 1988 yılında yapılan çalışmalar sonucu 6831 s. Orman Yasasının 2/B maddesi ile hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı Ali Renkliçay mahkemenin 2003/197 esasında kayıtlı tescil davasında Türk Medeni Yasası'nın 713. maddesine dayanarak dava konusu yolunda bulunduğu alan için tescil davası açmış, mahkemece 1988 yılında başlayan zilyetliğin davanın açıldığı 01.07.2004 gününe kadar 20 senelik iktisap sağlar süreye ulaşmadığı sebebiyle reddedilmiş anılan hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. O davanın yargılaması sırasında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar bilirkişinin 14.05.2004 günlü krokide çizdiği ve yeşille çerçevelenen alandaki zilyetliğin davalıda bulunduğunu ifade etmişler, şimdi dava konusu yapılan özel yoldan ayrıca söz etmemişlerdir.
Çizilen krokiye göre yol tescil davasının konusu olan taşınmazın güneyinde kalmaktadır. Bu haliyle davacının özel yolu olduğunu iddia ettiği alan dahi davalının zilyetliğindedir. Ne var ki, eldeki davada dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık dava konusu yapılan yerin davacının özel yolu olarak kullandığı onun zilyetliğindeki bir alan olduğunu söylemiştir. Her iki dosyada anlatımlarına başvurulan bilirkişi ve tanıkların beyanları yekdiğerine aykırıdır. Böyle olunca; mahkemece yerinde yeniden keyif yapılmalı, her iki dava dosyasında dinlenen bilirkişi ve tanıklar o keşifte hazır bulundurulmalı, beyanları arasındaki aykırılık nedeniyle HUMK. nun 265. maddesinden yararlanılarak yüzleştirilmeli, dava konusu arazi parçasının taraflardan hangisinin zilyetliğinde olduğu davalının zilyetliğinde ise davacıya yol olarak kullanmak üzere izin vermesine rağmen sonradan bu iznini kaldırıp kaldırmadığı sorulup saptanmalı, taşınmazın gerçek niteliği yeterince açığa kavuşturularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 24.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy