(4721 S. K. m. 873) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarda tarih ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 23.1.2007 tarih ve 2006/15393-2007/433 s. ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içerisinde davacı Süleyman Büyükmert tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, teminat amaçlı temlik edildiği, borcun önemli kısmı da ödendiği durumda vekalet görevinin kötüye kullanılması sonucu mülkiyeti davalıya geçirilen 665 ada 10 parsel s. taşınmazın borç ödemesinin yapıldığı 3/4 oranında kayıt iptali ve tescil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava reddedilmiş, hüküm Dairemizce onanmıştır.
Davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 665 ada 10 parsel s. taşınmazın davacı Süleyman Büyükmert adına tapuda kayıtlı iken 25.3.1998 gününde dava dışı Aslan Otomotiv Ltd. şirketine temlik edildiği, bu şirket tarafından 2.10.1998 gününde Mustafa Büyükmert'e aynı tarihte de yine dava dışı Ahmet Demirpolat'a temlik olunduğu, bu kişinin vekili olan Mustafa Büyükmert eliyle mülkiyetinin 4.8.2004 gününde davalı Mehmet Büyükmert'e aktarıldığı görülmektedir.
Davacı dava dilekçesinde; Mustafa Büyükmert tarafından 2.10.1998 gününde Ahmet Demirpolat'a yapılan temlik işleminin aslında ondan alınan borç paranın teminatı olmak üzere yapıldığını, borcun önemli oranda ödendiğini, buna rağmen Ahmet Demirpolat'ın muvazaalı işlemle taşınmazın davalı Mehmet Büyükmert'e geçirdiğini iddia etmiştir.
Davalı ise borcun kendisi tarafından ödendiğini o yüzden mülkiyet hakkını kazandığını savunmuştur.
Gerçekten, Türk Medeni Yasasının 873. maddesi hükmünce borçlunun borcunu ödemediği takdirde alacaklıya taşınmazı temellük etme hakkı veren her türlü sözleşme geçersizdir. Bu kuralın alacaklının borçlunun ödememe halinden yararlanarak taşınmazı elde etmesini önlemek amacıyla getirildiği kuşkusuzdur. Ne var ki, başlangıçtaki temlik inançlı temlik olarak yapılmışsa yapılan bu temlik geçerlidir. Çünkü, inançlı temlikte alacaklının borçlunun borcunu ödeyememesi durumunda temlik edilen taşınmazı hileli bir biçimde ele geçirmek gibi bir amacı yoktur. Bu gibi işlemlerde mülkiyet daha başlangıçta alacaklı yana geçirilmekle borç ödendiği takdirde borçluya mülkiyeti iade talebinde bulunma hakkı tanınmakta ve fakat bu şart gerçekleşmezse mülkiyet alacaklı tarafta kalmaktadır. Böyle bir sözleşme ifa yerini tutan edim ile borcun ödenmesi anlamını taşır. Sözleşmedeki şart yerine getirilmeden inançlı temlikle başlangıçta devredilen taşınmaz mülkiyetinin nakli istenemeyeceğinden ve davada ikinci kademedeki istem olarak borca karşılık yapıldığı iddia edildiği durumda nedensiz kalan ödemenin istirdatı de dava edilmediğinden mahkemece mülkiyet nakline ait istemin reddolunmasında kanuna aykırılık yoktur.
Esasın karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar daha öncede temyiz sebebi yapılmıştır. Dairemizin onama ilamını da düzeltilmesi gereken bir yön bulunmadığından HUMK. nun 440. maddesindeki sebeplerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçelerle, HUMK. nun 440. maddesinde ön görülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı Kanunun 442/son ve 4421 s. Yasanın 2 ve 4/b-1 maddeleri delaleti ile takdiren, 160 YTL para cezası ile 27.00 TL karar düzeltme red harcının düzeltme isteyenden tahsiline, 21.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy