(1086 S. K. m. 1, 45) (492 S. K. m. 16)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.3.2006 tarihinde verilen dilekçe ile noter düzenleme biçiminde satış vaadinden doğan hakların devri sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 27.7.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, noter düzenleme biçiminde satış vaadinin devri mukavelesi başlıklı sözleşmelere dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 16.3.2006 gününde Asliye Hukuk Mahkemesine açılmıştır.
Mahkemece sözleşmelerdeki değerlere bakılarak görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekili kararı temyiz etmiştir.
Davada 2.1.1987 ve 11.9.1990 günlü noter düzenleme biçiminde satış vaadinin devri mukavelesi başlıklı sözleşmelere dayanılmıştır. Gerçekten bu sözleşmelerde satımı vaat edilen dava konusu taşınmazların 1.250.000 TL. ve 2.000.000 TL değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarda söylendiği üzere dava 16.3.2006 gününde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir. 492 sayılı Harçlar Yasanın 16. maddesince müdahalenin men'i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusu düzenleyen HUMK. nun 1. maddesi gereğince de görev dava edilen şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tesbitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Sair yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı münhasıran Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini tayin eden 8. madde kapsamında da değildir. Tüm bunlar dışında gerek harç sorununun gerekse görev hususunun kamu düzenine ait olduğu tartışmasızdır.
Böyle olunca, mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere değil davanın gayrimenkulün aynına ait tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerinin esas alınması gerekir. Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.3.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Bu halde dava dilekçesinde dava değerinin 10.000 YTL gösterildiği nazara alınarak davanın esasına ait inceleme ve araştırma yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sözleşmelerdeki değer esas alınarak dilekçenin görev yönünde reddine karar verilmiş olması Dairemizin yerleşik içtihatlarına ve Hukuk Genel Kurulunun belirtilen emsal içtihadına aykırı olduğu gibi ayrıca, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/83 esas sayılı dosyasında da aynı iddialarla açılan davanın varlığı da gözetilerek gerekirse HUMK. nun 45. maddesi uyarınca davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği hususu gözetilmeksizin yazılı olduğu gibi karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 05.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy