(2004 S. K. m. 72)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.5.2006 tarihinde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 29.5.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle tayin edilen 3.4.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Ali Rıza Uca, Av. İlyas Solak ile karşı taraf davalı vekili Av. Eylem Dönmezer geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, İcra ve İflas Yasanın 72. maddesine dayanılarak açılmış menfi tesbit istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, davalı alacaklı yararına uğradığı zarara karşılık asıl alacağın %40'ı oranında tazminata hükmedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bütün dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Menfi tesbit davasında amaç gerçekte borçlu olunmadığı durumda icra takibine muhatap olan kişinin hükmen borçsuzluğunun saptanmasıdır. Bu davalarda dava alacaklı yararına sonuçlanabileceği gibi borçlu yararına da sonuçlanabilir. İcra ve İflas Yasasının 72. maddesinin 4.bendinde davanın alacaklı lehine, 5. bendinde de davanın borçlu lehine sonuçlanmasının hükümleri düzenlenmiştir. Somut olayda, dava reddedilmek suretiyle alacaklı lehine sonuçlanmıştır. Kanunun 72. maddesinin 4. bendi hükmüne göre dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesine dair alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde kırktan aşağı tayin edilemez. Yukarda yazılan madde metninde anlaşılacağı üzere davanın reddi halinde alacaklı yararına tazminat takdiri için ya icra takibinin durdurulması konusunda veya takip dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı bulunması, alacaklının bu tedbir kararından ötürü alacağına geç kavuşması gerekir.
Her ne kadar mahkemece 21.07.2006 gününde ihtiyatı tedbir kararı verilmişse de bu karar 10.8.2006 gününde değiştirilerek icra takibinin devamına, borçlu tarafından alacak miktarının %15 oranında teminat veya teminat mektubu mukabilinde satış sonucunda elde edilecek bedelin alacaklıya dava sonuna kadar ödenmemek üzere icra veznesine depo edilmesine şekline dönüştürülmüştür. Mahkemenin 10.8.2006 tarihli bu kararı borçlu tarafından teminat koşulu yerine getirilerek infaz ettirilmiş ise kuşkusuz alacaklı alacağına geç elde etmiş olacağından yararına tazminat takdiri gerekir. Fakat anılan kararın infazı yapılmamışsa alacaklının alacağına tedbir kararından ötürü geç kavuşması söz konusu olmayacağından davalının tazminat isteminin reddi gerekecektir.
Mahkemece bu husus bir yana bırakılarak değinilen konuda inceleme ve araştırma yapılmaksızın tazminat isteminin hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent gereğince hükmün BOZULMASINA, 500.00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 03.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy