(4342 S. K. m. 14, 11, 4, 5)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.10.2005 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahalenin men'i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, dair verilen 23.11.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ifrazlar sonucu 4199 parsel sayısını alan davalı şirketin maliki bulunduğu taşınmaza mera olduğu iddiası ile elatmanın önlenmesi ve üzerindeki fabrika binasının yıkımı istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmü davacı Mera Yönetim Birliği temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 536500 metrekare yüzölçümündeki 1.477 parselin mera iken 4342 sayılı Mera Kanununun 14.maddesi hükmünce tahsis amacı değiştirilerek 4197, 4198 ve 4199 parsellere ifraz edildiği, bunlardan 4197 parselin küçük sanayi sitesi kurulmak üzere arsa niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, 4198 parselin aynı nitelikte kamu hizmet alanı olarak ayrıldığı, 7356 metrekare yüzölçümündeki 4199 parselin ise arsa niteliğini önce Hazine adına tescil edildiği, 1.9.2006 tarihinde hazinenin satışı suretiyle davalı şirkete temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, 4342 sayılı Mera Kanununun 14.maddesi hükmünce öncesi mera olan taşınmazın yasada öngörülen koşulların varlığı halinde tahsis amacında değişiklik yapılması olanaklıdır. Mera tahsis amacında değişiklik ise ilgili müdürlüğün talebi, mera komisyonunun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine Valilikçe yapılır. Eldeki davada yapılan işlemler kesinleşmiş, 1477 mera parselinin 65 bin metrekare yüzölçümündeki bölümü özel mülk haline gelmiştir. Yasanın öngördüğü süre içinde dava açılarak mera tahsis amacının değiştirilmesine ilişkin sonuçta idari bir işlem ve Valilik oluru ile yapılan değişiklik dava konusu yapılmaksızın kesinleşirse artık bir taşınmazın öncesinin mera olduğundan bahisle açılan dava dinlenemez.
Ne var ki; bu davada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun davayı açan Mera Yönetim Birliğinin dava açma yetkisi olup olmadığıdır. 4342 sayılı Mera Kanunu uygulama yönetmeliğinin 11. maddesi mera yönetim birliklerinin kuruluş, çalışma, usul ve esaslarına ilişkin olup anılan maddede mera yönetim birliklerinin köy veya belediyede oturan hayvancılıkla uğraşan çiftçiler arasında mera tespit tahdit ve tahsis işlemleri tamamladıktan sonra 5 asil ve 5 yedek üye ile kurulacağı, 12. maddeye göre de mera yönetim birliklerinin görevleri hükme bağlanmıştır. Sözü edilen 12. madde uyarınca mera yönetim birliklerinin görevi tespit ve tahdit İşlemlerinden sonra başlar ve bunlar arasında tespit ve tahditten önceki nedenlere dayalı olarak dava açma yetkisi yoktur.
Gerçekten, 4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesinde mera, yaylak ve kışlakların hukuki durumu belirlenmiş, 5.maddede mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilecek yerler sayılmış, 6. maddede ise, mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahsis ve tahdit işlemlerinin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca yapılacağı belirtilerek komisyonun kurulma ve çalışma şekli hükme bağlanmıştır. Anılan yasanın 4/1 maddesinde meraların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve bunlardan yararlanma hakkının bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olabileceği hüküm altına alınmış olduğundan; devletin hüküm ve tasarrufu altında olan meralar hakkında Hazinenin mülkün sahibi olması sıfatı ile dava açma hakkının varlığını kabul etmek gerekir. Ayrıca Hazine dışında yukarıda belirtildiği üzere yararlanan köy veya belediyenin de dava açma hakkı vardır.
Hal böyle olunca mahkemece aktif dava açma ehliyeti bulunmayan mera yönetim birliği tarafından açılan davanın dava ehliyeti noktasından reddi yerine çekişmenin esası incelenerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekir ise de düşülen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden mahkeme kararının gerekçesi yukarıda yazılı olduğu şekilde Düzeltilerek hükmün onanması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda yazılan nedenlerle temyiz olunan karar gerekçesinin HUMK. nun 438/son maddesince yazılı olduğu şekilde düzeltilmesine, hüküm fıkrasının ilk paragrafında yer alan davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına sözlerin karardan bütünü ile çıkartılmasına bunun yerine aktif dava ehliyeti bulunmayan davacının davasının reddine sözlerinin yazılmasına, davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile gerekçesi değiştirilmiş ve DÜZELTİLMİŞ hükmün ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy