(818 S. K. m. 18, 22, 213) (4721 S. K. m. 706)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.08.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.04.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, biçimine uygun düzenlenen 29.12.1980 günlü taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, satış vaadi sözleşmesinin muvazaalı yapıldığını ve sözleşmeyi muris C. Yıldız adına vekaleten yapan oğlu dava dışı İ. Yıldız'ın vekalet görevini kötüye kullandığını beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muris muvazaası amaçlandığı belirtilerek dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanununun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Davaya konu 511 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan muris C. Yıldız'ın oğlu İ. Yıldız'a verdiği 12.06.1970 tarihli vekaletname uyarınca payının devri yolunda biçimine uygun satış vaadi sözleşmesi yapılmıştır. Muris tarafından sağlığında yapılan bu sözleşmenin geçersizliği veya buna benzer bir nedenden ötürü iptali için dava açılmamıştır. Davacı tanıkları yapılan satışın gerçek olduğunu, murisin ihtiyaçlarını oğlu İ.'in karşıladığını ve ihtiyaçları için satışın yapıldığını beyan etmişler, bu beyanları muris C. hakkında yaptırılan 12.11.2005 tarihli ekonomik ve sosyal durum araştırması doğrulamıştır. Kaldı ki, murisin davacı mirasçılarına temlik ettiği mal varlığı dışında diğer mirasçılarına intikal edecek mal varlığı bulunduğu yapılan araştırma ile tespit edilmiş olup, mal kaçırma kastının bulunmadığı, diğer mal varlıkları hakkında temliki tasarrufta bulunmamasından anlaşılmaktadır.
Davalılar tarafından biçimine uygun resmi şekilde yapılan satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğini ispat edebilecek nitelikte deliller ileri sürülemediğinden ve yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 05.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy