(1086 S. K. m. 73, 427)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.7.2003 ve 22.7.2003 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davanın ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 4.10.2004 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.5.2007 gün ve 2007/96834 sayılı tebliğnamesi ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince Kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı M. Arslan, Tapu Sicil Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle 5.3.1997 tarihli kooperatif üyelik hakkının devri sözleşmesine dayanarak tapuda halen dava dışı A. Tomruk adına kayıtlı 2725 parselin adına tescilini, dava dışı S.S. Çiçekli Bahçelievler Konut Yapı Kooperatifi adına tapuda kayıtlı 2731 parselin ise dava dışı A. Tomruk adına düzeltilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada ise, davacı A. Büyükşekerci, S.S. Çiçekli Bahçelievler Konut Yapı Kooperatifini davalı göstererek dava dışı A. Tomruk'un 18.7.1991 tarihli üyelik hakkı devri sözleşmesine dayanarak 2731 parselin adına tescilini istemiştir.
Mahkemece 2725 parsel sayılı taşınmazın A. Tomruk adına olan kaydın iptali ile davacı M. Arslan adına tesciline, yine 2731 parsel sayılı taşınmazın kooperatif adına olan kaydın iptali ile A. Büyükşekerci adına tesciline karar verilmiştir.
Tarafların temyiz etmemelerinden hüküm kesinleşmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kanun yararına temyiz yoluna başvurulmuştur.
Görülüyor ki, 2725 parselin kayıt maliki A. Tomruk iken M. Arslan tarafından açılan asıl davada hasım olarak kayıt maliki değil Tapu Sicil Müdürlüğü gösterilmiştir.
Bir davanın esas yönden başarı ile sonuçlanabilmesi için davanın doğru hasım tarafından doğru hasım aleyhine açılması, başka bir ifade ile o davada taraf durumunu alanların gerçekten davacı ve davalı sıfatını taşımaları gerekir. Bir kimsenin muayyen bir davada kendisine izafe edilen davacı ve davalı sıfatını haiz bulunup bulunmadığı hususu bir usul hukuku meselesi olmayıp maddi hukuka göre tayin edilen ve dava konusu hakkın özüne taalluk eden bir meseledir. Sıfatın bulunmaması halinde verilen karar davanın mesmu olmadığına dair olmayıp davanın esasına dair bir karardır (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 2.baskı 1968 sh.233). Uygulamada taraf sıfatı yokluğu husumet kavramı ile ifade edilmektedir.
Somut olaya gelince; az yukarıda sözü edildiği üzere, iptal ve davacı M. Arslan adına tapuya kayıtlanan 2725 parselin kayıttaki maliki dava dışı A. Tomruk'tur. Dava ise bu kişinin yokluğunda Tapu Sicil Müdürlüğü hasım gösterilerek açılmış, açıkçası kendisine husumet düşmeyen kişinin huzuru ile sonuçlandırılmıştır. Değinilen olgunun HUMK. nun 73. maddesine açık aykırılık teşkil ettiğinde kuşku yoktur.
Karar açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan nedenle kabulüne, hükmün sonuca etkili olunmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere karardan bir örnek ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 09.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy