(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 16.06.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyizi üzerine mahkemece, kararın kesin olduğu ve temyizi kabil kararlardan olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin temyiz talebinin reddine dair 27.11.2007 tarihli kararın davalı idare vekili tarafından süresinde temyizi üzerine dosya ve içeriğindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Hüküm, 14.11.2007 tarihinde davalı vakıflar idaresi vekiline tebliğ edilmiş ve 21.11.2007 tarihinde de temyiz edilmiştir. Yerel mahkeme 27.11.2007 tarih 2006/132 esas 2007/188 sayılı ek kararı ile kararın kesin olduğu ve temyizi kabil kararlardan olmadığı gerekçesi ile temyiz istemi reddetmiş, iş bu ikinci hüküm yasal süre içersinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 05.10.2007 tarihinde verdiği geçit hakkı kurulmasına ilişkin kararı HUMK. nun 427. maddesi uyarınca temyizi kabil kararlardandır. Temyizi kabil bir karar hakkında temyiz yoluna başvurulması halinde, bu dilekçenin süresinde verilip verilmediği, verilmiş ise temyiz itirazlarının yerinde bulunup bulunmadığı hususları hükmü inceleyecek Yargıtay'ın ilgili dairesine aittir. Mahkemenin temyizi kabil olmadığı yolundaki 27.11.2007 günlü ek kararı yargılama hukuk içerisinde yer almayan icapsız bir karar olup, yok hükmünde sayılır. Bu nedenle mahkemenin sözü edilen 27.11.2007 tarih 2006/132 esas 2007/188 sayılı ek kararı yok sayılmasına karar verildikten sonra 05.10.2007 tarih 2006/132 esas 2007/188 karar sayılı ilamının temyiz incelemesine geçildi.
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı yada geçit yetersizliği denilmektedir.
Somut olaya gelince;
Davacı, 365 ada 14 parsel sayılı taşınmazı lehine davalılara ait aynı ada, 3, 2, 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiş, mahkemece krokide gösterildiği şekilde 365 ada 14 parsel sayılı taşınmaz yararına davalılara ait 365 ada 3 parsel ve 365 ada 11 parsellerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
TMK. 747. maddesinde genel yola çıkışı bulunmayan taşınmaz malikinin komşu taşınmaz malikinden yol isteyebileceğini öngörmüştür. Oysa ki, 365 ada 14 parselin gerek krokisinden gerekse teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokiden doğu sınırında yol olduğu ve bu yolun dere ile kesiştiği ve sonrasında da devam ettiği görülmüş olup, davacının dereden karşı yola geçişi kendi imkanları ile sağlaması gerekmektedir. Bu yön gözetilmeden davanın reddi yerine kabul kararı verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile 05.10.2007 tarih 2006/132 esas 2007/188 karar sayılı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy