(818 S. K. m. 22, 213) (4721 S. K. m. 706, 716) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.10.2007 tarihinde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.05.2008 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 15.06.1995 gününde noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 185 ada 15 parsel numaralı taşınmazdaki davalı hissesini satın aldığını, bedelinin ödediğini belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı duruşmaya katılmamış, herhangi bir yanıt da vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Yasasının 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Yasasının 213. maddesi ile Türk Medeni Yasasının 706 ve Noterlik Yasasının 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyeti devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Yasanın 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davası ile borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı 15.06.1995 gününde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Anılan sözleşme noterde usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Ancak, sözleşme ve dolayısıyla dava konusu olan 185 ada 15 parsel numaralı taşınmaz tapuda M. Ş. B. ve müşterekleri adına kayıtlıdır. Satış vaadinde bulunan N. tapuda paydaş olmayıp murisi M. Ş. paydaştır. Yine dosyaya sunulan veraset ilamına göre davacı (muris) M. Ş.'in mirasçıları arasında bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere taşınmaz elbirliği mülkiyetine konu olup, satış vaadi alacaklısı olan davacı ortaklık dışı üçüncü kişi olduğundan ortaklık çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağından söz edilemez.
Belirtilen sebeple mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 07.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy