(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.04.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda kayıt düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.10.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, babasından dedesi olan Ömer oğlu Hacı Ahmet Kasap'ın paydaş bulunduğu 413 ada 3, 414 ada 3, 413 ada 15, 459 ada 20, 459 ada 21, 459 ada 18 ve 459 ada 4 parsellerde soyadının yazılı bulunmadığını ileri sürerek murisi dedesinin Kasap olan soyadının parseller kaydına yazılmasını istemiş, mahkemece istemin kabulü üzerine hüküm davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kaydında düzeltme yapılan parsellerin tamamına ait kadastro beyannamesi ve ekleri getirtilmiş evrak arasına alınmıştır. Davaya konu taşınmazların tamamı 12.02.1972 tarihinde kadastro yolu ile paylı biçimde birden çok paydaşa yazılmışlardır. Dava yolu ile soyadı ilavesi istenen Ömer oğlu Ahmet tutanak içerikleri ve tapu kaydına göre Hüseyin, Fatma, Alime, Sare, Şerife ile kardeş olup adları geçenlere mülkiyet payları Ömer evlatları olarak verasette iştirak biçiminde kaydedilmiştir. İlgili nüfus idaresinden temyiz aşamasında Kalecik, Şenyurt 16 haneden getirtilen aile nüfus tablosuna göre bu kişilerin soyadları Çekirdek olarak yazılıdır. Tapu kayıtlarındaki iştirakli paydaş durumu ile nüfus kayıtlarındaki bu isimdeki kişilerin kardeş olarak yer almaları kayıt malikinin Kalecik Şenyurt 16 hanede nüfusa kayıtlı kişiler olduğunu ortaya koymaktadır.
Kayıt maliki olduğu ileri sürülen Ömer oğlu Hacı Ahmet Kasap Kalecik Tabakhane 66 Hanede nüfusa kayıtlı olup gelen kayda göre tespitte belirlenen ve adına mülkiyet yazılan herhangi bir kardeşe sahip bulunmamaktadır. Mevcut delil durumu, davanın kabulü halinde yapılacak isim düzeltmesinin taşınmaz paydaşı hakkında mülkiyet nakline sebep olacağından davanın reddi yerine, olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy