(4721 S. K. m. 1023)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.11.2005 tarihinde verilen dilekçe ile gayri menkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.04.2008 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava konusu olan 1913 ada 7 parsel numaralı taşınmazı satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ve sözleşmeyi tapuya şerh ettirdiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazın son maliki dahili davalı Mehmet Elçeoğlu'nun TMK. nun 1023 üncü maddesi gereğince iyiniyetli olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Tapu Yasasının 26. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılmış geçerli bir satış vaadi sözleşmesi tapu kütüğüne şerh edilebilir. Tapu kütüğüne şerh edilmekle de o taşınmaz üzerinde ait bulunduğu hukuki duruma aleniyet kazandırılmış ve sonradan hak kazanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelmiştir. Başka bir deyişle, satış vaadi sözleşmesinin tapu kütüğüne şerh edilmekle lehine şerh konan kişi satış vaadi sözleşmesi ile edindiği kişisel hakkını güçlendirir ve bu şerhle kazandığı hakkını sonraki maliklere karşı da ileri sürebilir.
Somut olayda; davacının dayanağı 16.09.2005 günlü satış vaadi sözleşmesi tapu kütüğüne 19.09.2005 gününde şerh edilmiştir. Taşınmazın son maliki dahili davalı Mehmet Elçeoğlu taşınmazı şerhle yükümlü olarak 13.11.2006 gününde satın almıştır.
Yukarıda açıklandığı gibi satış vaadi sözleşmesi tapu kütüğüne şerh edilmekle lehine şerh konan kişi satış vaadi sözleşmesi ile edindiği kişisel hakkını güçlendirmiş, sair bir deyimle ayni hak kuvveti kazandırmış olur. Bu hakkını sonraki maliklere karşı da ileri sürebileceğinden ve dahili davalı taşınmazı satış vaadi şerhini bilerek satın almış bulunduğundan cebri tescil isteminin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin yatırılan temyiz harcının iadesine, 03.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy