(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 08.06.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; Dervişli köyü 262 parsel maliki Mehmet oğlu (ölü) Hasan Dinç'in davacının babası olduğunun tesbitine, nüfus kaydı bulunmadığından soyadının düzeltilmesi isteğinin reddine dair verilen 15.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 08.06.2007 tarihli dilekçesiyle 262 parsel sayılı 16375 m2 tarla cinsli taşınmazda malik muris babasının tapuda Mehmet oğlu (ölü) Hasan Dinç soyadının nüfus kaydına uygun olarak Mehmet oğlu (ölü) Hasan Sönmez şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 262 numaralı parsel maliki Mehmet oğlu (ölü) Hasan Dinç'in davacının babası olduğunun tespitine, davacının babasının nüfus kaydı bulunamadığından soyadının düzeltilmesi isteğinin reddine karar verilmiştir.
Davalı idare vekili, davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi istemiyle kararı temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur.
Tapuda isim düzeltilmesi davalarında amaç tapudaki kayıtların nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesidir.
Bu tür davalarda tapuda herhangi bir nedenle yanlış yazılan nüfus bilgilerinin nüfus kaydına uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Dava konusu 262 parselde, kaydı düzeltilmesi istenen davacının murisi olduğu iddia edilen Mehmet oğlu (ölü) Hasan Dinç'in nüfus kaydının bulunamadığı dosyadaki nüfus müdürlüğü cevabi yazısından ve Adana 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/1525 esas 2007/257 karar sayılı veraset ilamı içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacının murisi nüfusa kayıtlı olmadığına göre tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlanması mümkün değildir. Diğer bir deyişle bağlantı ve dayanak oluşturacak bir nüfus kaydı yoktur. Bu durumda, tapuda isim düzeltilmesi yolu ile sorunun çözülemeyeceği, nüfus kaydı olmadığına göre tespit hükmü de kurulamayacağı düşünülmeden davanın tümden reddi yerine yargılamaya devamla yukarıda yazılı şekilde tespit kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.11.2008 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, murisi babasının tapuda Mehmet oğlu (Ölü) Hasan Dinç olarak yazılan isminin Hasan Sönmez olarak düzeltilmesini istemiş; mahkemece davanın kabulüne, 262 parsel numaralı parsel maliki Mehmet oğlu (Ölü) Hasan Dinçin davacının babası olduğunun tespitine, davacının babasının nüfus kaydı bulunmadığından soyadının düzeltilmesi isteğinin reddine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davacının murisi adına tespit edildiği, tapulama tutanağının iktisap sebebi bölümünde; .... taşınmazın Eylül 942 tarihli, 71 sıra nolu tapu kaydı ile Mehmet oğlu Hasan Dinç adına kayıtlı olduğu, tapu kaydı hudutlarının mahalline intibak ettiği, bu parselin Mehmet oğlu Hasan Dinç'in zilyetliğinde iken 1946 yılında ölümü ile karısı Raziye ile tek evladı Ziya'yı terk ettiği, bunlar da veraset belgesi ibraz etmediklerinden ölü Hasan Dinç mirasçıları adına tespit yapıldığı (10.07.1967) belirtilmektedir.
Bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki tavsif mahkemeye aittir. Dava dilekçesinde davacı, dava konusu taşınmazın tapuda murisi babası Hasan adına kayıtlı olduğunu, ancak soyadının Sönmez olmasına rağmen Dinç olarak yazıldığını belirterek düzeltilmesini istemiştir. Davacı, kanal açma çalışmaları sırasında söz konusu taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle kamulaştırma bedeli alabilmek için bu davayı açmak zorunda kalmıştır.
Nüfus müdürlüğü yazısında, davacının babasının nüfus kayıtlarına ulaşılamadığı bildirilmiştir. Ancak, tapulama tutanağının iktisap sebebi bölümündeki tespitlere paralel olarak nüfus kayıtlarına göre de, muris Hasan'ın eşinin Iraz (Raziye) ve murisin ölümü yani taşınmazın intikali tarihlerindeki tek çocuğu görünen Ziya'nın da davacının ağabeyi Ziya Sönmez olduğu görülmektedir. Gerek kadastro tutanağının iktisap sebebi bölümündeki taşınmazın intikaline ilişkin tespitler, gerekse keşif mahallinde dinlenen davacı tanığının beyanlarından dava konusu taşınmazın malik hanesinin geçerli bir tapu kaydına dayalı olarak Ölü Hasan Dinç mirasçıları adına oluşturulduğu, resmi nüfus kayıtlarından ve bu kayıtlara göre mahkemece verilen veraset belgesinden anlaşılacağı üzere kayıt maliki Ölü Hasan'ın da davacının babası ve murisi olduğu açıktır.
Tapu maliklerinin mirasçılarının başvurması hallerinde tapu idareleri genellikle kendiliklerinden bu tür düzeltme işlemlerini yapmamakta, bu konuda mahkemelerden düzeltme veya tespit kararları istemektedir. Bunun üzerine mahkemelerde düzeltme davaları açılmaktadır. Uygulamada mahkemelerce uzun yıllardır açılan bu tür davalara bakılmakta ve temyiz incelemesinden de geçen gerek düzeltme gerekse tespit kararları Tapu Sicil Müdürlüklerine götürülerek intikal ve satış işlemleri yapılabilmektedir. Davacıların bu tür davaları açmakta hukuki yararları mevcuttur. Şöyle ki;
Tapu Sicil Tüzüğü'nün 87. maddesinde kadastro çalışmaları sırasında meydana gelen yazım hatalarıyla ad, soyadı ve baba adındaki yanlışlık veya eksikliklerin ilgilisinin başvurusu üzerine dayanak kayıt ve belgeler incelenerek, talebin gerçek hak sahibinden geldiğine kanaat getirilmesi şartıyla düzeltilebileceği belirtilmektedir. Buradaki düzeltme işlemi, tapu memurlarının inisiyatifine bırakılabilecek sadece yazım hatalarıyla ilgili konulara ilişkin olup mülkiyet ihtilafının hallinin, dolayısıyla yargılamanın gerekmediği hallere ilişkindir.
Muris nüfusa kayıtlı ise ve sağlığında soyadı almış ise zaten murisin tapu kaydındaki kimlik bilgileri nüfus kaydına göre düzeltilmektedir. Ancak murisin nüfus kaydı yoksa veya muris soyadı almadan ölmüş ise veya Türk soylu yabancı ülke vatandaşı ise ne yapılacaktır?
Burada sorun, sadece tapuda her hangi bir nedenle yanlış yazılan nüfus bilgilerinin nüfus kaydına uygun hale getirilmesi değil, tapu kayıtları ile mülkiyet hakkına sahip oldukları halde tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptıramadıklarından bu hakkı kullanamayan şahısların Anayasal mülkiyet haklarını kullanabilmelerinin sağlanmasıdır.
Kararın belirtilen gerekçe ile bozulması halinde, daha önce tapu idaresine başvurduğu halde düzeltme işlemlerini yaptıramayan mirasçılar tapu kayıtları ile mülkiyet hakkına sahip oldukları halde tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptıramadıklarından Anayasal mülkiyet haklarını kullanamayacak, başvurabilecekleri başka bir çözüm yolu da kalmamış olacaktır.
O halde idari yoldan tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak açılan bu tür davalarda düzeltme kararı verilemeyen hallerde tespit kararı verilmesi gerekli ve zorunludur. Mahkemece de bu şekilde hüküm kurulduğu görmektedir.
Sonuç olarak;
Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce ölmüş olup soy ismi almayan veya herhangi bir nedenle nüfus kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de; bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde çoğun içerisinde az da vardır kuralı gereğince bu yönde bir tespit kararı verilebileceği nazara alındığında, kimlik bilgilerine soyadı eklenmesi biçiminde değil, tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi şeklinde bir hüküm kurulması gerekir. Mahkemece bu yönde verilen karar isabetlidir. Daire çoğunluğunun bozma karar yerinde değildir.
Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy