(492 S. K. m. 16) (1086 S. K. m. 1, 8) (HGK. 29.03.2006 T. 2006/14-91 E. 2006/115 K.)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.06.2006 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.02.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 06.06.2006 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmıştır.
Mahkemece, sözleşmedeki değere bakılarak işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Davada 12.01.2005 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşmede satımı vaat edilen dava konusu taşınmazların 2500.YTL. değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda söylendiği üzere dava 06.06.2006 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesince müdahalenin men'i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK. nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh Mahkemelerinin görevini tayin eden 8. madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenerek görevli mahkemeyi tayin etmek gerekir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yargılama sırasında yapılan keşif sonrası sunulan 16.01.2007 tarihli Ziraat Yüksek Mühendisi Hasan Karaman'ın raporuna göre; dava konusu taşınmazların değerine göre davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı şekilde işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy