(4721 S. K. m. 724)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.05.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal, tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.01.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile açılmış, davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu iptal ve tescile yönelik istemin reddine, levazım bedeli olarak tazminata hükmedilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dayanağı, metninde 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe gireceği yazılı olan, tarihsiz protokol başlıklı belgedir. Bu belge kira sözleşmesi biçiminde düzenlenmiştir. Sözleşme uyarınca davalılarında paydaş bulunduğu 235 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne davacı Ramazan tarafından sonradan hızar atölyesi olarak yapılan bir yapının yapımına izin verilmiş ve bu bina içinde yürütülecek hızar atölyesi çalıştırılması karşılığı, yıllık kira bedeli ödenecektir. Sözleşme 5 yıl süreli olarak tanzim edilmiştir. Dayanılan bu sözleşmede kiranın sonunda bina bedeli olarak arsa maliklerinin herhangi bir karşılık ödemeleri konusunda bir koşul konulmamıştır. İkinci maddesi ile de yapılacak bina masrafına Hasan Demir'in katılmayacağı da belirtilmiştir. Davacı, işte bu sözleşme uyarınca iyiniyetli yapı yapan olduğunun kabulü ile muhik tazminat karşılığı taşınmazın adına tescilini istemiştir. Sözleşmede davacı tarafça yapılan hızar atölyesinin kapsadığı zemin ve onun kullanmasını kolaylaştırır arazi bölümünün mülkiyetinin davacıya aktarılacağı yolunda mülkiyet paydaşı davalılar tarafından verilmiş bir taahhüt yer almadığına göre, bu protokol Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesinin sağladığı haklardan hiçbirisini davacıya tanımamaktadır. Zaten davaya konu taşınmaz sadece davalılar o zaman Hasan ve Hüseyin adına kayıtlı olmayıp, bunlardan ayrı Nimet Aslan, Melek Demir, Sadakat Özkul ile birlikte müşterek mülk olarak kayıtlıdır. Bu taşınmazın az yukarıda adları sayılan paydaşların muvafakati alınmadan kiraya verilmesi bile mümkün bulunmamaktadır. Yapılar yapı hızar atölyesi olup, muhkem yapılardan olmadığı gibi, hızar atölyesinin genel yapı itibarı ile malzemeleri sökülüp götürülebilir malzemelerdendir. Davacının bunları alıp götürmesi her zaman mümkündür. Yapı da muhkem nitelikli olmadığından asgari levazım bedelinin ödenmesini gerekli kılmaz. Bundan ayrı atölyenin natamam vaziyette bulunduğu 19.06.2000 tarihli Fen Bilirkişisi raporu ile de tespit edilmiştir. Davanın tümden reddi yerine davalının levazım bedeli karşılığı tazminat ödemeye yükümlü sayılması doğru olmamıştır.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 03.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy