(1086 S. K. m. 194)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine. 4.4.2007 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın HUMK. nun 194. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair verilen 24.7.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, 17.10.1991 gününde düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi gereğince çekişme konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar derdestlik ve görevsizlik sebebiyle davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, aynı satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak daha önce davalıların miras bırakanı satıcı Remide Anamur aleyhine açılan davada asliye hukuk mahkemesinin 2004/56 esas, 2007/38 karar s. dosyası ile davalı Remide Anamur'un davada önce öldüğünün anlaşılması üzerine ölü kişi hakkında dava açılamayacağından davanın reddine dair verilen kararın henüz kesinleştiği, böylece aynı konuda derdest dava bulunduğu gerekçesi ile HUMK. nun 194. maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davacı, 17.10.1991 günlü noterde düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanarak 6.9.2001 tarihli dilekçe ile sulh hukuk mahkemesinde satıcı Remide Anamur aleyhine tapu iptali ve tescil istemli dava açmış, sulh hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın gönderildiği asliye hukuk mahkemesinde davalı Remide Anamur'un dava açılmadan önce 10.7.1998 gününde öldüğünün anlaşılması üzerine davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış ve kesinleşmemiştir. Davacı bu kez Remide Anamur'un mirasçıları olan davalılar aleyhine 4.4.2007 gününde aynı satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak eldeki bu davayı açmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava gününden önce ölmüş olan kişiye karşı dava açılamaz. Böyle bir davanın açılmış olması halinde mahkemenin davalının dava gününden önce ölmüş bulunduğunu yani davalının taraf ehliyetinin bulunmadığını öğrenmesi üzerine dava şartı bulunmadığından davayı kendiliğinden reddetmesi gerekir. Ölü kişiye karşı açılmış davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gibi bu kişinin mirasçılarının davaya dahil edilmesi suretiyle de olsa açılan davaya hukuki geçerlilik kazandırılmasına mevzuatımız yer vermemiştir. Nitekim, az yukarda açıklandığı üzere asliye hukuk mahkemesince sözü edilen dosyada Remide Anamur aleyhindeki dava reddedilmiştir.
Derdestlik konusuna gelince; bir davanın derdestlik sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için üç şartın birlikte bulunması gerekir. Bu şartlar, aynı davanın iki kere açılmış olması birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın aynı dava olmasıdır. Her iki davanın aynı dava olduğunu söyleyebilmek için, maddi anlamda kesin hükümdeki gibi, birinci dava ile ikinci davanın taraflarının konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Somut olayda, ilk dava satıcı Remide Anamur aleyhine açılmıştır. Remide Anamur'un dava açılmadan önce ölmüş olması sebebiyle taraf ehliyeti bu sebeple dava şartı yoktur. Böyle bir davaya devam ile esasa ait hüküm kurulması olanağı da bulunmamaktadır. O halde, birinci dava devam ederken dahi o davadaki davalının mirasçıları aleyhine aynı istemli dava açılabilir ve bu halde ilk dava sebebiyle derdestlikten söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, davaya devamla yapılacak inceleme sonucuna göre işin esasına ait karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarı yazılı sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 29.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy