(1086 S. K. m. 1)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.12.2005 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 03.05.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davalarında, dava değeri olarak satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte sözleşmede yer alan değerin esas alındığı, somut uyuşmazlıkta dava konusu 25.07.2000 günlü satış vaadi sözleşmesinde belirtilen değerin 500.000.000 TL (500,00 YTL) olduğu belirtilerek, dava değerin dava tarihi itibariyle Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırı içerisinde kaldığından bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesi neticesinde; 16.12.2005 günlü dava dilekçesi ile, davanın, dava değeri 500.000.000 TL (500.00 YTL) gösterilerek Sulh Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemece dava değerinin belirlenmesi açısından mahallinde 14.08.2006 tarihinde keşif yapıldığı, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi Mehmet Altıntaş'ın, dava konusu taşınmazın dönüm değerinin 1500-3000 YTL arasında değiştiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Ziraat teknikeri Nebi Çelik'in 29.08.2006 günlü raporunda ise dava konusu 42 ada, 322 no.lu parsel ile 42 ada, 390 no.lu parselin dava konusu edilen 1/16 paya tekabül eden değeri 5.777.00 YTL olarak belirlenmiştir. Bu saptamalar ışığında dava tarihi itibariyle belirlenen değerin Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırını aştığından bahisle görevsizlik kararı verilerek talep halinde dosyanın Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine hükmolunduğu, davacı vekilinin talebi doğrultusunda dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, Asliye Hukuk Mahkemesince de az yukarıda belirtildiği şekliyle dava konusu edilen 25.07.2000 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde gösterilen bedel olan 500.000.000 TL (500,00 YTL)'nin esas alınarak görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
Gerçekten, sözleşmeye konu taşınmazın, davanın açılarak mülkiyetinin aktarılması istenen 16.12.2005 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde gösterilen değer olan 500.000.000 TL (500,00 YTL) olduğunu kabul etmek hayatın olağan akışına uygun düşmez. Kaldı ki, sözleşmenin tarafı olan kişiler kamu düzenine ilişkin olan mahkemenin görevini belirler şekilde sözleşme yapamazlar. Az yukarıda değinildiği üzere, davanın açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişinin beyanı ve ziraat teknikeri bilirkişinin hesapladığı değer de nazarı dikkate alındığında dava tarihi itibariyle müddeabihin değerinin Asliye Hukuk Mahkemesinin görev sınırları içerisinde olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Buna göre, Asliye Hukuk Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmek gerekirken, dava dilekçesinin görev yönünden reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy