(634 S. K. m. 10) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.03.1993 gününde verilen dilekçe ile kat irtifakının terkini ile yeniden kat irtifakı kurulması suretiyle cebri tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.09.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 363 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılarak kat irtifakı kurulan binadaki mevcut kat irtifakının terkini ile yapının 3.katına sonradan eklenen 11, 12, 13 ve 14 (yeni 19, 20, 21 ve 22) numaralı bağımsız bölümlere arsa payı verilerek tapuya tescili istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Burada hemen belirtilmedir ki, binanın kat irtifakı 09.09.1994 tarihinde kurulmuştur. Gerçekten, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 10. maddesi hükmünce kat irtifakı ve kat mülkiyeti taşınmazda paydaş olan kişilerin tümünün iradeleri ile yapılacak olan resmi senetle kurulabilir. Bu resmi senet, bütün paydaşların tapu müdürü huzurunda düzenleyecekleri kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulması taleplerini içeren beyanlarıdır. Taşınmazdaki tüm paydaşlar, bu konuda ortak irade açıklamasında bulunmadıkça mevcut kat irtifakının terkini ve yeni irtifakı kurulması işlemi olanaklı değildir. Her ne kadar 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 10. maddesi son fıkrasında mahkeme kararı ile kat mülkiyetinin kurulmasından bahsedilmekte ise de, hakim kararı ile kat mülkiyetinin kurulması ancak taşınmazdaki ortaklığın kat mülkiyeti kurulmak suretiyle giderilmesinin istenmesi halinde mümkündür. Şayet bu koşul varsa, hakim uyuşmazlığa müdahale ederek taşınmazda hükmen kat ada 5 parsel üzerindeki yapıya bağımsız bölüm ilave edilerek mevcut kat irtifakının terkini ile kat irtifakı veya tamamlamış ise yeniden kat mülkiyeti kurulması mahkemeden istenemez. Kaldı ki, bu tür bir davanın dahi ortaklığın giderilmesi istemi ile ve tüm paydaşların huzuruyla görülmesi zorunludur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacıların diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerince Tüketici Mahkemelerinde dava değeri 1850.00 YTL'yi geçmeyen davalarda 220.00 YTL, bu miktarın üzerindeki davalarda ise tarifenin 3.kısmına göre nisbi oranda avukatlık ücreti tayin ve takdiri gerekir. Öte yandan, tarifenin 3. maddesi hükmüne göre de müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, red sebebi ortak ise vekil lehine tek avukatlık ücreti hükmolunmalıdır. Olayda, davalılar İlhan ve Nurgül yararına ayrı ayrı 9.500.00 YTL avukatlık ücretine hükmolunmuş ise de, bu hesaplamanın neye göre yapıldığı karar yerinde gösterilmemiştir. Ayrıca, davanın reddi sebebi aynı iken, davalılar vekili yararına tek bir avukatlık ücreti takdiri gerekirken az yukarıda sözü edilen kural da ihlal edilmiştir.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy