(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.12.2005 gününde verilen dilekçe ile elatma ve muarazanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.07.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, mülkiyet hakkına dayalı muarazanın giderilmesi istemi ile açılmıştır.
Davalı, davacının 28 parsel çap kaydı kapsamında kalan ve onun tarafından monte edilen makinenin faaliyete geçmesi halinde gürültü meydana getirerek kirlilik yaratacağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muaraza saptanmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmünce bir şeye malik olan kimse Hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Ne var ki, aynı yasanın komşu hakkı bölümünde ve kullanım biçimi başlığını taşıyan 737. maddesi ile mülkiyet hakkının kullanımına sınırlama getirilmiş, özellikle malikin taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adetlere göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak gürültü ve sarsıntı yaparak, taşkın kullanma suretiyle komşusuna rahatsızlık vermesi yasaklanmıştır. Taşkınlıktan amaç, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan komşunun zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir.
Mülkiyet ve Komşuluk Hukukuna ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacı, 28 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Davalının ise, 28 parsele komşu 36 parsel maliki olduğu, tarafların üzerinde muaraza çıkardıkları hidrolik presin davacının maliki olduğu 28 parsel çap kaydında kaldığı anlaşılmaktadır. 20.04.2007 günlü bilirkişi raporunda, hidrolik pres makinesinin monte edilmekle birlikte henüz çalıştırılmadığı, çevreye meydana getireceği zararın ancak makinenin çalışması halinde ölçüm aleti ile saptanabileceği belirtilmiştir. Görülüyor ki, makine henüz çalıştırılmadığından orta yerde meydana gelen bir zararın varlığından söz edilemez. Malik olan davacının, mülkiyet hakkını aşırı kullanarak komşusuna zarar vermediği ortaya çıktığından bu aşamada komşusu olan davalının sözlü olarak oluşan muarazasının menine karar verilmesi gerekirken, somut zarar unsuru gerçekleşmiş gibi davanın yazılı gerekçelerle reddi doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy