(1086 S. K. m. 95)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.05.1995 gününde verilen dilekçe ile alacak, tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.02.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 137 parsel iken 449 parsel sayısını alan taşınmazdaki maliklerden Emetullah Ünal'a ait payın 09.07.1991 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satışı vaat edildiği halde ortaklığın giderilmesi davası sonucu satışına karar verildiğinden, taşınmazdaki Emetullah payına karşılık gelen satış bedelinin istemi ile açılmıştır.
Davalılar, davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, taşınmazdaki Emetullah Ünal payı elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olduğundan sözleşmenin ifa olanağı olmaması nedeniyle mülkiyet aktarımı isteminin reddine, davacı davalıları temerrüde düşürmediğinden de tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten dava, ifa olanağı kalmayan sözleşme sebebiyle bedel ödetilmesi istemi ile açılmış, ancak davacı 14.07.2006 tarihinde davasını ıslah ederek mülkiyet aktarımı talebinde bulunmuştur.
Hukukumuzda ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen ya da kısmen düzeltilmesini ifade eder. Islah yargılama bitinceye kadar tek taraflı irade beyanı ile verilecek dilekçe veya irade beyanının duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle yapılabilir. Islah işleminin tekemmülü ne karşı tarafın ne de mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Islah kısmen yapılabileceği gibi somut uyuşmazlıkta olduğu üzere davada dayanılan vakalar değiştirilerek dava sebebinde de yapılabilir. Dava ıslah edildiğinden ve ıslah yoluyla mülkiyetin aktarılması isteminde bulunulduğundan mahkemenin, davacının başlangıçtaki istemini (bedel ödetilmesi talebini) inceleme olanağı bulunmamaktadır. Çünkü, davacı başlangıçtaki satış bedelinin tahsili talebini dava sebebini değiştirerek ıslah etmiş, davasını mülkiyet aktarımı istemine dönüştürmüştür.
Ne var ki; 449 parsel sayılı taşınmazda davalıların mirasbırakanı olan Emetullah Ünal elbirliği mülkiyet rejimine tabi olarak paylı maliktir. İştirakın çözülmesi sağlanmadan tereke dışındaki bir üçüncü kişiye yapılan satış hüküm ve sonuç doğurmaz. HUMK. nun 95/2. maddesince de davalıların kabul beyanı nazara alınamaz. Mahkemece bu saptamalar dikkate alınarak davacının mülkiyet aktarımı isteminin reddi doğrudur. Ancak; davanın ıslah edildiği gözden kaçırılarak davacının bedele yönelik isteminin inceleme olanağı kalmadığı halde bu talebinin de incelenip karar gerekçesine "davacının tazminat talebinde bulunamayacağı"nın yazılması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda yazılan nedenlerle HUMK. nun 438/son maddesi uyarınca mahkeme karar gerekçesinden davacının tazminat talebinde bulunamayacağına" ilişkin sözlerin çıkartılmasına, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesinin düzeltilerek değiştirilerek düzeltilmiş bu gerekçelerle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy