(818 S. K. m. 163) (4077 S. K. m. 3, 23)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.10.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliği nedeniyle dilekçenin reddine dair verilen 04.12.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, biçimine uygun düzenlenen 28.03.2006 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı mülkiyet aktarımı istemiyle açılmıştır.
Davalı, satış vaadi sözleşmesi bedelinin bütünüyle ödenmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan ve istemin dayanağını oluşturan 28.03.2006 günlü sözleşmede davalının 04.02.2005 günlü arsa payı devri karşılığı sözleşmeye gönderme yaparak yüklenici sıfatıyla hareket ettiği ve arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesiyle kazanacağı şahsi hakkını davacıya temlik ettiği görülmektedir. Temlik edilen şahsi hakka konu bağımsız bölüm ve konuttur. Gerçekten; arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri yüklenicisine şahsi hak sağlar. Yüklenici kazanacağı şahsi hakkı doğrudan arsa sahibine karşı ileri sürebileceği gibi Borçlar Kanununun 163. maddesi hükmünce yazılı olmak koşuluyla arsa sahibinin rızası gerekmeksizin üçüncü bir kişiye de temlik edebilir. Temlik sözleşmesi adi yazılı olabileceği gibi somut olayda olduğu gibi taşınmaz satış vaadi sözleşmesi biçiminde de düzenlenebilir. Sözleşmenin noterde resmi biçimde yapılmış olmasının bir önemi yoktur.
4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesi (c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Tüketicinin Korunması Kanunun kapsamına alınmıştır. Dava konusu taşınmaz konut niteliğindedir. Anılan yasanın (e) bendindeki tanıma göre tüketici: bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre de satıcı: kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetler kapsamındaki tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 23. maddesi hükmüne göre de, bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü itilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olayda da; davacı tüketici yüklenicinin temlikine dayalı tapu kaydı iptali ve tescil isteğinde bulunduğundan ve o yerde ayrı bir Tüketici Mahkemesi bulunduğundan davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekir. Çekişme konusu bağımsız bölümün tapuda davalı yüklenici adına kayıtlı olması hukuksal durumu ortadan kaldırmayacağından mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu resen gözetilerek çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen bazı nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy