(818 S. K. m. 22, 125) (4721 S. K. m. 2, 599, 716)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.10.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, biçimine uygun düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, zamanaşımı sebebiyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilerek, satış vaadi sözleşmesine konu 311 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacı İbrahim Pehlivan adına teciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten, kaynağını Borçlar Kanunu'nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin varlığı vaat borçlusunun mülkiyeti devir borcundan kaçınması halinde, vaat alacaklısına Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesine dayanarak mülkiyetin hükmen tescilini talep yetkisi tanır.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi hükmünce on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile (somut olayda olduğu gibi) veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Medeni Kanun'un 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Mahkemece, ortaya konan bu saptamaların gözetilmesi suretiyle davanın kabul edilmesinde yasaya aykırılık yoktur. Ancak; 24.06.1959 günlü satış vaadi sözleşmesinin tarafları davalı Gülseren İsmailof'un miras bırakanı Mustafa Yavaşça ile adına tescil hükmü kurulan İbrahim Pehlivan ile davaya katılanların miras bırakanı Ali Çolak'tır. Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesi hükmünce, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereği miracılarına kalacağından, mirasçılar miras bırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer mal varlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini, doğrudan kazanacakları gibi borçlarından da kişisel olarak sorumlu olacaklarından sözleşme konusu 311 ada 5 parseli Ali Çolak'ın tüm mirasçıları adına tescili yerine, miracılarından davacı İbrahim Pehlivan adına tescili doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamış, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
Sonuç: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 25.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy